Aliya İzzetbegoviç'in, "Konuşmalar" adlı kitabını okuyorum. Okuduğum kitapları pek burada yazmıyorum, ama bundan sonra önemli gördüğüm kitapları burada paylaşacağım, güzelliklerin paylaşarak çoğalmasına katkıda bulunmak istiyorum.
Bu kitapta, Aliya'nın çok farklı ortamlarda yaptığı konuşmalar yer alıyor. Büyük kısmı yazılı metinlere dayanmayan bu konuşmaları okurken bir düşünür ve bir lider olarak ve daha önemlisi bir insan olarak Aliya'ya dokunduğunuzu hissedeceksiniz. Bu konuşmaların satır aralarında hayatında hiç sevmediği ama katlanmak zorunda kaldığı resmi protokollerin, törenlerin ötesinde halkına öncülük eden ama onlardan biri olarak özgürlüğü uğrunda saldırganlarla sonuna kadar mücadele eden, katliamlara örtük destek sağlayan büyük ve medeni devletlere insan olmayı mümkün kılan erdemlilik dersi veren bir Aliya'ya tanık oluyoruz.
Şöhretin ve karizmanın bastıramadığı bir insana dokunursunuz Aliya'yı okurken.
Sağında ve solunda patlayan bombalara aldırış etmeden yürürken, "Başkan korkmuyor musun?" diye seslenen Saraybosnalı kadına "Korkuyorum, ben de insanım." diyebilen bir Aliya var karşınızda.
Aliya şöyle diyor: "Bir başkan, eğer dürüstse, askerleriyle aynı yemeği yemelidir. Farklı bir şey daha yerse yanlış yapmış olur. Başkan olarak ben de, askerler ne yiyorsa onu yiyorum. Maaş almıyorum ve almamalıyım. Bu durumda tek bir dolar bile kazanmamalıyım"
Uruguay devlet başkanının yöneticilere ders niteliğindeki yaşayışı bir Müslüman düşünür ve devlet adamının da sergilediğini burada belirtmek isterim: O düşünür ve devlet adamı Aliya İzzetbegoviç.
Mekanın cennet olsun Aliya....