"Kendi özgürlüğümüzü hissettiğimiz oranda başkasının özgürlüğüne saygı duyarız; başkası bizden ne kadar çok şey beklerse, biz de başkasından o kadar çok şey bekleriz."
Ailelerin, tören yoluyla kızlarını/gelinlerini kurban etme bilinçlerinin kızlarının ve/veya oğullarının mutluluğundan daha önemli olması, kanımı donduruyor.(…)
İnanmakta en çok güçlük çektiğim şey, ailelerin genç kadındaki korkunun, utanmanın şiddetini bilmelerine rağmen, genç kadını “başkalarının”mutluluğu için kurban etmekteki cahilce ısrarıydı.
Tanrılara kurban edilen çocuklara, genç kızlara, prens yahut prenses muamelesi yapılırdı. (…)
Bizim bugün kanıksadığımız toplumsal törenlerin her biri, bu kurban etme mekanizmasının devamıdır. Şünnet töreninde sünnet derisinin, düğünde bekaretin kurban edilmesi, hep, toplumun cinsellik ve cinsiyet tanımlarını pekiştirecek biçimlerde yapılmaktadır. Asıl kurban edilen, reeldeki temsillerinden çok daha büyüktür.
Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim.