Bazıları bazen yaşamdan elini ayağını çekerek
dine sığınır. Aslında burada da daha önce
yaptıkları işi yaparlar. Sızlanır, yakınıp durur, acı
ve ıstıraplarıyla sürekli olarak Tanrı’nın başını
ağrıtır, onu hep kendi şahıslarıyla ilgilendirmeye
bakarlar.
Son
derece
el üstünde tutup
tapındıkları varlığın gerçekte kendi hizmetlerine
bakmakla
yükümlü
olduğunu,
tüm
sorumluluklarını üzerinde taşıdığını, yapay
çarelerle, örneğin gayet ateşli bir yakarış ya da
daha başka dinsel bir özveriyle bu varlığın
sevgisini
kazanabileceklerini
düşünürler
çoğunlukla. Kısacası, sanki Tanrı ne yapacağını
bilmiyormuş gibi, yapması gereken şey üzeri
onun dikkatini çekmek isterler.Böylesi bir dindarlığın alabildiğine bir dinsizlik sayılacağını
doğrusu itiraf etmek gerekir; öyle ki, diyelim
engizisyon dönemi hortladı, en başta ateşte
yakılacak kişiler bunlardır. Tanrı karşısında
sergiledikleri davranış da başkaları karşısındaki
davranışlarından
farklı
değildir;