Bir illüzyondan ibaretti her şey ve çaresiz insanlar kendileri için yarattıkları simülasyonların içerisinde tutuklu kalmaya zenginlerden daha teşneydiler. Çünkü her illüzyon, özünde varlık ve yokluk kavramları üzerine kuruluydu. Bazı insanlar varlıklı bir hayat sürmekten daha derin arayışlara girebilirlerdi elbette. Gerçekten sevdikleri ve fakat dünyanın ilgisini cezbetmeyen, keyif almaktan başka bir kazanç sağlamadıkları işlere, aşklara gark olabilirlerdi. Nadiren… Nadiren yaşanırdı bu tip zaferler.
Ailesiyle geçirdiği yıllar ona intikam aramayı, affetmemeyi, merhamet göstermemeyi, insanları kategorize etmeyi, güvensizliği, duygularını korumak için tedbirli olmayı öğretmişti. Ailesinden aldığı bu temel eğitim müfredatının eksik bıraktığı merhameti, dinlemeyi, spekülasyon yapmak yerine anlamaya çalışmayı, empati kurmayı, iletişim kurarak çatışma çözümlemeyi kendi başına öğrenmesi gerekmişti. Pek iyi bir iş çıkaramamıştı Necip. Çıkaramazdı da zaten. Nadiren yaşanırdı bu tip zaferler.
Herkesin başarılı olduğu, tutkulu olduğu ve mecbur kaldığı şeyler vardı. İnsanlar başarılı oldukları işleri otomatikman, tutkulu oldukları işleri vakit buldukça ve mecbur kaldıkları işleri daima, sevmeden ve gönülsüzce yaparlardı.