Babam dair sevdiği şey belki de tam olarak hayatında tuttuğu tek sözün anneme verdiği söz olmasıydı, hepsine verdiği seninle evleneceğim sözünü onunla gerçekleştirmişti. Çok güzel bir kadın değildi, alnı çok genişti, gözleri çok yakındı ama babam onu seçmişti ve belki onun hoşuna giden de bu olmuştu; diğerlerinden daha iyi olduğunu hissetmek.
Beyefendilerden de nefret ediyordu, tabii başka türlü. Önceden olduğu kişiyi hatırlattıklarından değil, asla olamayacağı kişiyi düşünmesine neden olduklarından.
O insanlardan ölüyken bile tiksinirdi. Tahtakurusu ve bitler ona geçer diye korkuyordu ya da yoksulluk, bu da bulaşıcıydı. Onları içine sığdırabildiği tüm nefretle hor görüyordu ve babam fazlasıyla nefret dolu bir adamdı.
Meryem Ana affetsin ama bazen Tanrı’nın olmadığını düşünüyorum çünkü olsaydı, hayatlarında aç kalmak ve başkaları için ölümüne çalışmaktan başka bir şey yapmamış o sefilleri cennete götürürdü…
…Ama eğer ağızlarına koyacak tek lokmaları olmadan o yıkıl dökük mağaralarda cehennemi zaten yaşadılarsa, bu insanları cehenneme gönderecek bir Tanrı nasıl olabilirdi.