Biten bir kitabın son sayfasını okuyup kapağını kapattıktan sonra kenara koymanın verdiği hüzün, sırılsıklam aşık olduğu sevgilisinin elini bırakıp "buraya kadarmış" demenin hüznüyle eşdegerdir galiba...
kuş uykusu
bir adam çattı kara kaşlarını
tütün rengi gözlerinde bir devrin isyanı
tatar bakışlarıyla kırıp kelepçesini şafağın
güneşin peşine takılıp gitti
olsun!
“gülüşü yeter bize...” bıraktığı anların
şimdi
uzak bir kentin saçaklarına tutunup
perde arkasını izliyorum bu vuruluşun
kime yaslansam yıkılıyor dağlar
yankısında yarım kalmış bir türkünün yasını tutuyorum
kalabalık bir sofranın başında
öpüp alnıma koyduğum o nasırlı elleri...
bir bayram sabahı telaşını anımsıyorum
ellerimde dört yapraklı yoncalar...
ürkek bir uğur böceği dolaşıyor parmak uçlarımda
kuşlar uykuda...
yollar savunmasız...
yumruklarımı sıkmaktan yangın yeri olmuş avuçlarım
bir adam ceketini omzuna alıp gitti
bu ürpertiyle uyandı kuşlar
düştü kanatlarından çocukluğum
o adam
son kez taradı ak düşmüş saçlarını
ıslık çalarak geçip zamandan