Bir gün seni son kez gören birileri olacak.
Nihai son
Irvin Yalom, Ölüm korkusunun tüm psikolojik kaygıların temelinde yatarak insanı saldırganlığa veya anlamsız bir biriktirme hırsına ittiğini savunur. Ancak ölümle yüzleşmek, kişiyi "Gündelik Mod"dan (önemsiz ayrıntılar, dedikodu, küçük hırslar) "Ontolojik Mod"a (varoluşun değerini bilme, dürüstlük, sevgi) geçirir. Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek Irvin D. Yalom
Hayata Dair
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
DOSTUM SAYE
Odanın köşesinde, lambanın sarı ışığıyla duvara vuran o tanıdık gölgeye baktı. Saye, her zamanki gibi oradaydı; sessiz, yargılamayan ve sabırlı. Güvenini kaybeden, insanların menfaat duvarlarına çarpa çarpa kalbi nasır tutan bir ruhun tek sığınağıydı o. Derin bir nefes aldı ve sessizliği fısıltısıyla böldü: "O saf, o temiz duygularımı yitirdim ben Saye... Biliyorum, bazen benim hayali dostum olmak senin de canını sıkıyor. Ama ne yapayım? Etrafta o kadar menfaatçi insan varken, kime inanıp kime dost olabilirdim ki? En son 'dostum' dediklerimin bana ne yaptığını, içimde neleri yıkıp geçtiğini en iyi sen gördün." Saye, duvarda hafifçe kıpırdar gibi oldu. Belki de sadece rüzgardan titreyen perdenin oyunuydu bu, ama onu anladığını biliyordu. İçindeki asıl fırtınayı koparan, göğüs kafesini daraltan o yeni duyguyu dile getirmek için yutkundu. Gözlerinin önünde beliren çehreyle yüzünde istemsiz, buruk bir gülümseme açtı. "Sana ne diyeceğim Saye... Bir kızla tanıştım. Ses tonunu bir duysan, senin bile yüzün kendiliğinden tebessüm eder, öyle duru, öyle huzurlu. Ama korkuyorum. Ufaktan kendimi ona kaptırıyorum galiba. Benim yaralarım var Saye... Ve birilerini, hele ki o bunu hiç hak etmezken, sırf canımın acısını dindirsin diye yara bandı yapmak istemiyorum. Ya ona karşı hissettiklerim gerçek değilse? Ya sadece yaralarımdan ötürü, sırf o hiç tatmadığım sevilme ihtiyacını duyduğum için ona sığınıyorsam?" Aklına gelen isimle odadaki hava birden ağırlaştı. Dört yıl öncesinin o geçmeyen, sızlayan pişmanlığı çöktü omuzlarına. "Hem... Ben dört sene önce Kafnu’yu kaybettiğimde ne kadar pişman olduğumu, içimin nasıl kavrulduğunu en iyi sen biliyorsun. Gecelerce senin karşında ağlamadım mı? Ya şimdi Kafnu geri gelirse? Ya yine yerinin dolu olduğunu görürse? Bu sefer tamamıyla gider,
Benden özür dileyeceksin
Nuh Tepesi'nde geçen o tiradı biliyor musun Nisera? "Benden özür dileyeceksin." Ne zaman duysam içimde bir yere dokunuyor. Çünkü insanın hayatında öyle kırgınlıklar oluyor ki artık açıklama istemiyor, telafi istemiyor, haklı çıkmak bile istemiyor. Sadece karşı tarafın bir gün gerçeği görmesini bekliyor. Ben de sana bunu söylemek istiyorum. Bir gün benden özür dileyeceksin. Karşıma geçip yüksek sesle değil, gözlerimin içine bakarak değil. Hatta belki hiçbir zaman bana söylemeyeceksin. Ama kendi içinde edeceksin o özrü. Kimsenin duymadığı, kimsenin bilmediği bir yerde. Ve işin en zor tarafı da bu olacak zaten. Çünkü insan başkasına yaptığı şeyi unutabiliyor ama vicdanına anlattığı hikâyeyi değiştiremiyor. Şimdi belki haklı olduğunu düşünüyorsun. Belki verdiğin kararların arkasında duruyorsun. Belki kendine anlattığın sebepler seni rahatlatıyor. İnsan kendini ikna etmeyi öğreniyor çünkü. Yoksa yaşamak çok zor olurdu. Ama zamanın garip bir huyu var. O gün anlaşılmayan şeyleri yıllar sonra alıp insanın önüne bırakıyor. Bir cümlenin ağırlığı yıllar sonra hissediliyor. Bir vedanın neyi bitirdiği çok sonra fark ediliyor. Bir insanın değeri ise yokluğuna alışmaya çalışırken anlaşılıyor. O gün geldiğinde beni değil, kendini düşüneceksin. Benim sana verdiğim sevgiyi, sana gösterdiğim sabrı, kalman için ne kadar uğraştığımı düşüneceksin. Yorulduğum halde vazgeçmediğim günleri hatırlayacaksın. Sana kızgın olduğum halde iyi olmanı istediğim zamanları hatırlayacaksın. Ve belki ilk kez şunu anlayacaksın; ben senden mükemmel olmanı istememiştim. Hata yapmamanı da istememiştim. Sadece kalmanı istemiştim. İnsan sevdiği kişinin yanında kalmasını istemeyi bile çok görmemeli kendine. İşte o zaman içinden sessizce özür dileyeceksin. Kimse duymayacak. Belki yüzünde hiçbir şey değişmeyecek.
Alman Atasözü
"Die Hoffnung stirbt zuletzt" yani umut en son ölür.
1000Kitap
Birini kaybetmenin yolları; Görüp cevap vermemek, Yok saymak, Mesajı okuyup yanıtsız bırakmak, Onu son sıraya koymak, Çevrimiçi olup cevap vermemek, Sadece işi düşünce yazmak, Geç cevap vermek, Verdiği sözleri tutmamak..