Bu dünyada her şey karşılıklıdır.
Sayfa 66·Kitabı okuyor
Alıntı
7/10
·95 syf.··
2026 22. kitabı
Alemdağ'da Var Bir Yılan, Türk yazar Sait Faik Abasıyanık'ın1954 yılının Mart ayında yayınlanan öykü kitabıdır. Eser, yazarın vefatından önce yayınlanan son kitabıdır. Abasıyanık, bu kitabında kendi yalnızlığını anlatmıştır. Sait Faik, Alemdağ'da Var Bir Yılan'da çok sevdiği İstanbul'dan tiksintiyle bahseder: "İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil." Abasıyanık'taki bu İstanbul nefretini toplumun yazara karşı davranışlarının ve onu suçlamasının bir tepkisi olarak yorumlar. "Faik Bey'in Oğlu" olarak görülmeye devam eden yazar ailesine ve toplumun doğru kabul ettiği değerlere yakışmayan hareketler içindedir. Bu yüzden de dışlanmaktadır. Toplum Sait Faik'i ilişkileri sebebiyle suçlamaktadır. İşte bu yüzden Sait Faik şöyle yazmıştır: "Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor." Yazar, kitapta yer alan Bir Hastalık ve Rıza Milyon-er gibi öykülerde toplum eleştirisi yapmıştır. Sarmaşıklı Ev ise Abasıyanık'ın daha önce de denediği tarzda bir gizemli atmosfer hikâyesidir. Hişt Hişt! ise yazarın yalnızlığının yok olmasını dilediği, yaşama bağlılığını gösteren bir öyküsüdür.
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · Yapı Kredi Yayınları · 202013,3bin okunma
Reklam
Hayatın bir anlamı yoktur ama yaşamak hayata bir anlam verme uğraşıdır. Anlamın tasarlandığı kadar anlamlı olması da şart değildir diye düşünüyor şimdi. Son nefesinde söyleyecek bir sözün olsun yeter. İyi bir hayatım oldu de veya şu kahpe dünyada bunca yıl yaşadım bir iyi gün görmedim.
Sayfa 248 - Can Yayınları
Bugün yaptığımız şey aslında küçük bir metodoloji dersi oldu. Bir darbe analizinden başlayıp sırasıyla aktör psikolojisine, kurumsal teoriye, karşılaştırmalı siyasete ve nihayetinde tarih yazımının kendi körlüklerine ulaştık. Her adımda bir önceki çerçevenin sınırını test ettik ve o sınır her seferinde bize yeni bir katman açtı. Bu yöntemin kendisi Elçibey'e yapılan en dürüst tarihsel adalet oldu. Onu ne şehit ne de kurban ne de saf bir hayalperest olarak dondurmadık. Onu o acımasız konjonktürün tam ortasına yerleştirip oradan okuduk. Son bir şey söyleyeyim. Tarihin kuytu köşelerine itilmiş figürler çoğu zaman o karanlıkta daha keskin görünür. Işığın tam altındaki aktörler yani kazananlar kendi gölgelerini bile göremez. Elçibey'in o zoraki karanlığı belki de onun en dürüst tarihsel konumudur. Aliyev'in uzun iktidarı onun ne olduğunu değil, ne yapabildiğini gösterdi. Elçibey'in kısa ve sancılı deneyimi ise imkansız koşullarda neyi korumaya çalıştığını. İkisi birbirini tamamlayan ama asla örtüşmeyen iki ayrı tarihsel figür olarak o dönemin tam portresini çiziyor.
1000Kitap
8/10
··
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 20:05
youtu.be/kgYSP2YR2E4?is=... ..testinin bir türlü dolmadığını, AKLININ bu kadarla yetinmek istemediğini, RUHUNUN dinginliğe kavuşup GÖNLÜNDEKİ açlık ve susuzluğun giderilemediğini sezmeye başlamıştı.. ..onu.. dinginliğinin kusursuzluğundan, hiçbir ARAYIŞA, hiçbir İSTEYİŞE, hiçbir ÖYKÜNMEYE, hiçbir ÇABAYA yer vermeyen, yalnız ışık ve HUZUR okunan varlığındaki SÜKUNETTEN tanımıştı.. ..yüreğinde bir GURUR ve SOĞUKLUK var, pek çok acı çekmekten yakayı kurtaramaz böyleleri, pek çok yanılır, pek çok uygunsuz iş yapar, pek çok günahın yükünü yüklenir.. ..yazgıyla SAVAŞI bıraktı, çektiği acılar son buldu.. ..acıları ve sevinçleri paylaşmaya hazır, kendini tümüyle ırmağın AKIŞINA bırakmış, birlik ve bütünlüğün bir parçası olmuştu Siddhartha..
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202446,9bin okunma
Reklam
Reklam