​"Geceler gündüzü yutuyor. Saatler ileri ama ruhlar geri. Kimse kimseyi duymuyor. Bir yankıdan ibaret sanki." ​"Hak etmediği şeyleri yaşayınca umudu kırılıyor insanın."
Lady Lazarus
(……) “Ölmek Bir sanat, tıpkı öbür şeyler gibi Ben son derece iyi yapıyorum bunu. Öyle iyi yapıyorum ki Cehennemi yaşıyor Öylesine iyi ki Gerçeklik duygusuna kapılıyor Sanırım usta diyebilirsiniz bana Marifet değil bunu yapmak Bir hücredeyseniz Marifet değil yapıp çekilmek Dramatik olan güpegündüz Memnuniyetle, aynı yere, aynı yüze Aynı inceliksiz çığlığa dönmek “Bir mucize!” Beni kendimden geçiren Bir bedeli var Yaralarıma bakmanın Kalbimin sesini duymanın Gerçekten çarpıyor kalbim Bir bedeli var, çok büyük bir bedel Tek bir sözümü duymanın, dokunuşun Ya da bir damla kanımın …”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
YAKARI Bak bu ışık altında kaç parça yürek! Yalnız yollar boyunca kaç yalnız aklım! Gör son gecesini artık yıkıcı tırmıkların Düzgünce taranmış saçların artık dağılacağını Duy! Taşkının onun için nicedir kımıltısız, donmuştur kimliği bil! Bir sesten çözdüğümü her şiddetin gizini anla...
Sayfa 35
Alıntı
Nilgün Marmara, eserlerinden hiçbirinin yayımlandığını görmeden, 13 Ekim 1987'de hayatına son verdi.
Sayfa 535
Alıntı
Devlet, örgütlenmiş zorbalıktır ve toplumsal gelişmenin belli bir aşamasında kaçınılmaz olarak ortaya çıkar: Uzlaşmaz sınıflara bölünmüş toplum, varlığı belli ölçüde kendi varlığından kaynaklanan bir "iktidar"ı başa getirmeden yapamaz olur. Sınıfsal çelişkilerden doğduğu için devlet her zaman "güçlü" olanındır; ekonomik üstünlüğü ele geçiren, bunun yardımıyla siyasal egemenliği de elde eden sınıfındır ve bu nitelikleriyle devlet, ezilen sınıfın dize getirilmesinin ve sömürülmesinin yeni bir aracıdır. Bu bağlamda antik devlet her şeyden önce, köleleri dize getiren köle sahiplerinin devletiydi; feodal devlet, toprağa bağlı köylülere boyun eğdiren soylular örgütlenmesiydi; çağdaş temsili devlet ise ücretli işçilerin kapitalistlerce sömürülmelerinin aracıdır (Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni'nde Engels hem kendisinin, hem de Marx'in görüşlerini açıklıyor). En özgür ve ilerici biçimli burjuva devleti, bir demokratik cumhuriyet bile bu gerçekliği ortadan kaldırmaz, onun yalnızca biçimini değiştirir (hükümet-borsa ilişkisi, memurların, basının vb. doğrudan ya da dolaylı olarak satın alınabilir olmaları). Sosyalizm sınıfları yok ederken devleti de yok eder. "Devletin gerçekten tüm toplumun temsilcisi olarak ortaya çıkması ve üretim araçlarına toplum yararına el koyması, ilk perdedir," diye yazıyor Engels, Anti-Dühring'te ve ekliyor: "Aslında bu onun devlet olarak bağımsız son eylemi de olacaktır. Devlet erkinin toplumsal ilişkilere el atması bir alandan ötekine gereksizleşerek kendiliğinden son bulur. İnsanları yönetmenin yerini şeylerin yönetilmesi ve üretim sürecinin düzenlenmesi alır. Devlet 'lağvedilmeyecek', yok olup gidecektir.
burada sosyalizmin, komünizme geçiş aşaması olduğunun unutulmaması gerekir.
Ölüm, donunun paçalarını koklaya koklaya nereye gitse peşinden geliyor, ama pençesini vurup son darbeyi indirmeye bir türlü karar veremiyordu.
Alıntı