⋆。𖦹°⭒˚。⋆ ⋆。𖦹°⭒˚。⋆ ⋆。𖦹°⭒˚。⋆ _Bazı insanlar kitabın sonunu öğrenince keyfi kaçıyor._ _Bazılarıysa sonunu bilse bile okumaya devam ediyor._ *_Çünkü kimisi sonucu merak ediyor, kimisi yolculuğu…_* _Hayat da biraz böyle değil mi?_ _Hepimiz sonunun ölüm olduğunu biliyoruz._ _Ama önemli olan, Rabbimizin huzuruna ne götüreceğimizdir._ 📖 _Her gün yeni bir sayfa,_ _her tercih yeni bir satır…_ _*Ve bir gün kitap kapanacak.*_ ✦ _Mesele sonunu bilmek değil, o son gelene kadar kitabı nasıl doldurduğundur._ 🌿 ✿ кiтαρ αуяαcı ↢ ☕️ 📖
Duygu ve Düşünce
Artık Kimsenin Hiç Kimsesi Olmayacağım... Ey benim bu iyimser hallerim, çabuk aldanışlarım, inanışlarım, alttan alışlarım, hatayı hep kendimde buluşlarım, değmeyecekleri kafama takışlarım, yoktan yere akıp giden gözyaşlarım ve yalvarışlarım, adam olmayacakları adam yerine koyuşlarım... Şimdi hepinize kocaman bir elveda! Son kararım şu ki: “Artık kimsenin hiç kimsesi olmayacağım.”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Karanlıkta gülümsüyorum son kez, Böyle anımsa beni… A. Erhan
*Sık sık tekrar etmemiz gereken bir duâ* *🤲🏻"Ya Rabbi !* *akıllı, hafızalı, sağlıklı, ibadetli, izzetli,* *ikramlı bir hayat,* *son nefesimize kadar kendi hizmetimizi rahatlıkla tertemiz yapabilme gücü,* *Beş vakit namazımızı erkânıyla kılabilmeyi* *ve kendi aldığımiz abdestle imanı kâmille göçmeyi nasib eyle* *Çekmeden, çektirmeden,* *iğrenilecek, utanılacak,* *acınacak durumlara düşmeden*, *Rasûlüllâh'ın (ﷺ) Cemâl-i şerifini göre göre, rahatlıkla Kelime-i Şehâdet getire getire son nefesimi, imân'ı kâmille Medine'de teslim etmeyi nasib eyle.."*
Din İslam
90'ların müziği: Eski şarkılardan neden vazgeçemiyoruz?
Türkiye’de 90’larda çıkış yapan sanatçıların konserlerinde hâlâ binlerce kişiyi biraraya getirmesi, 90’lar gecelerinde mekanların dolup taşması ya da bu şarkıların daha ilk saniyelerinden insanların hep bir ağızdan eşlik etmeye başlaması tesadüf değil. Tanıdık sesler, tanıdık ritimler, tanıdık sözler bir süreklilik duygusu yaratıyor. Kendimizi hikayemizin içinden düşmüş gibi hissettiğimiz anlarda, geçmiş bizi yeniden kendimize ilikliyor. 1986 doğumlu biri olarak 90’lar pop müziğine düşkünlüğüm sorgulanamaz. Her âşık olduğumda, her ayrılıkta, kalbim her kırıldığında, yaşadığım dönemle didişmeye başladığımda, anlaşılmadığımı hissettiğinde 90’ları açıp dinlemek çok iyi geliyor bana. Harun Kolçak’ın histerik şarkılarında kaybolmak; Levent Yüksel’in bence Türk pop tarihinin en müthiş albümlerinden biri olan Med Cezir’ini açıp açıp dinlemek; Emel Müftüoğlu’nun, Nazan Öncel'in çılgın şarkıları; sonra Yaşar, İzel-Çelik-Ercan Saatçi üçlüsü, Hakan Peker, Burak Kut, canımız Barış Manço, Sezen Aksu, Nilüfer, Tarkan ve daha sayamadığım onlarca sanatçı… "Beni bırakın, beni bırakın Beni bırakın bu caddelerde Beni bırakın, beni bırakın Yıkılan eski meyhanelerde" Bu müzikleri dinleyince epey regrese olduğumu da söylemeliyim. Bu sözcük “gerileme” anlamına gelse de son zamanlarda “regresyon” kelimesine başka gözle bakmaya başladım. Geçenlerde Margit Schreiner’ın Anneler. Babalar. Erkekler. Sınıf Savaşları kitabını okurken bu kelimenin psikolojiden önce jeolojiye ait bir anlam taşıdığını öğrendim: Denizin geri çekilmesi ve altında kalan anakaranın yeniden görünür hâle gelmesi. Psikolojide ise regresyon, gelişimsel ya da zihinsel olarak daha önceki bir evreye dönüş anlamına geliyor. Genellikle savunma mekanizması olarak ele alınıyor aslında. Ama jeolojik anlamı bana daha ilginç
Makale|Yazı
Atıldığım noktalamalarda iç çekişmelere direndiğimde kavurucu eneye cevap bulmak için koşulsuz sevgiyi aşıladığımda kendini dönüştürmeye harcadığın çabalar son bulur muydu ??? Dilara çopur