Puan vermedi·480 syf.··
2026 77. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:11
Jojo Moyes’in Senden Önce Ben romanını okurken, bunun yalnızca bir aşk hikâyesi olmadığını düşündüm. Benim için kitap, birbirinin hayatına dokunan iki insanın, birbirlerini değiştirme çabasından çok, birbirlerine farklı bir yaşam penceresi açmalarını anlatıyordu. Roman boyunca en çok Louisa Clark karakterinin değişimini takip etmekten etkilendim. Hikâyenin başındaki Lou ile son sayfalardaki Lou aynı insan değil. Başlangıçta güvenli sınırlarının dışına çıkmaktan çekinen, hayatını küçük bir çevrede sürdüren biri iken, Will Traynor ile tanıştıktan sonra kendi hayatını da sorgulamaya başlıyor. Bence romanın asıl yolculuğu da Lou’nun bu dönüşümüydü. Will karakteri ise beni tek bir duyguya yönlendirmedi. Bazı bölümlerde ona hak verdim, bazı bölümlerde ise kararlarını kabullenmekte zorlandım. Geçirdiği kazadan sonra yaşadığı fiziksel ve psikolojik mücadele, onu sadece “yardıma muhtaç” bir karakter olmaktan çıkarıyor. Hayata, özgürlüğe ve kendi kararlarını verebilme hakkına bakışı, roman boyunca üzerinde en çok düşündüğüm konulardan biri oldu. Lou ile Will arasındaki ilişkiyi sevme nedenim, bunun klasik bir aşk hikâyesi gibi ilerlememesiydi. Birbirlerini değiştirmeye çalışsalar da, aslında birbirlerine kendilerini yeniden keşfetme fırsatı veriyorlar. Lou’nun Will’e yeniden yaşama isteği kazandırmaya çalışması kadar, Will’in de Lou’yu korkularının dışına çıkmaya teşvik etmesi bana oldukça gerçek geldi. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, yazarın zor bir konuyu kesin doğrular üzerinden anlatmamasıydı. Özellikle Will’in aldığı karar etrafında şekillenen tartışmalar boyunca, karakterlerin bakış açılarını anlamaya çalıştım. Roman bana tek bir cevap vermedi; tam tersine, her okurun kendi vicdanıyla değerlendireceği sorular bıraktı. Jojo Moyes’in anlatımı oldukça akıcı.
1000Kitap
Senden Önce BenJojo Moyes · Pegasus Yayınları · 201333,1bin okunma
6/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 109. kitabı
Her serinin bir karakoyunu olur. Bu serinin ki de bu oldu. Maalesef ki. Kitap en başından beri bir hayal kırıklığı oldu. Bu kitap 1.5 kitap diye geçiyor. İçinde hem novella hem de 4. Kitap var. Alex’in uyanışından sonrasını anlatıyor. Ama Alex’in Seth’im Seth’im diye gezdiği 150 sayfa çok yorucuydu. Aynı şekilde Alex’in bu kadar güçlü bir karakter olup bir anda bu kadar sinmesi kötüydü. Ana karakteri dizi de çıkınca telefon görüşmesiyle var gibi gösterilir ya. Bu kitapta Seth’e onu yapmışlar. Yazar bir önceki kitapta bizi Seth’ten soğutmuştu. Ama şimdi Alex’in bakış açısıyla geri empati yaptırıyor ya sabır. Mitoloji kısmı bir kitapta daha ağır basıyordu. Ama her kitapta bir kayıp olmak zorunda mı cidden? Yazar bir tür kişisel travma yaratıyor üstümüzde. Tabii güzel kısımlar da vardı. Ama sonu da biraz tuhaf bitti. Cennet seni bekliyor nedir ya sabır? SPOILER??? Alex’in gördüğü öldüğü rüya büyük ihtimalle gelecek kitapta olacak ama yine doğar yani. Dizideki Supernaturel göndermelerine benzedi HLWŞGŞWĞVŞWŞŞF. Aidan ve Alex ilişkisi de sonunda oturdu. Ama bazı kısımlar saçma geldi ya. Alex’in sürekli babam babam diye gezmesi. Lea’nın ölmesi. Romvi’nin Ares çıkması şaşırttı mu hayır? Serinin son kitabını da yakında okurum.
ApollyonJennifer L. Armentrout · Dex Yayınevi · 2014823 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Yanlış anlaşılmak istemem ! Ama Öz'ü ve Söz'ü bir olmayan Bir yazar/birey olduğu kanaatindeyim. Kitaplarının tamamını okumaya Niyetlenmiş olduğum dönemde Son satırlarda değineceğim Malum olay hasebiyle bundan Vazgeçmiş ama yine de kabaca da olsa eserlerine üstün körü göz atmış olduğumdan, Roman/Şiir/Hikaye türündeki eserlerinin hakkını teslim etmem gerekirse, bugün bile okunabilir olduklarını Söyleyebiliyor olsam da ( benim açımdan ) burada esas olan yazarın kitabı ya da kitapları değil, Eldeki verilere göre yazarın Hâl ve harekatları kadar tutumlarıdır. Bu kitapta açıkça Kadın kimseye satılmaz, O mal değildir deyip Bir de üzerine konferans verip Yıllar sonra da Evlenmek istediğin kadının ailesini ziyaret edip Kız isteme merasimi tertip edilirken de Dile getirmediysen, Yıllar sonra yazdığın kitapta
İnsan ve Duygular
Çakıcı'nın İlk KurşunuSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20249,6bin okunma
Puan vermedi
Andromedaılı. // Nora Gülüm Erdinç // Aya Kitap Merhaba bu roman bilim kurgu olduğu gibi, bilinen bilinmeyenleri,evreni,dünya dışı yaşayan farklı formları,gizemi,belki de yıllardır bazı merak edilen şeyleri farklı bir bakış açısıyla okuyoruz. Tarih,mitoloji,zaman döngüsü,bilgiler,macera speritüel,astroloji seyahat,tekrarlanan ruyalarla dolu içeriği bulunduran bir kitapla karşınızdayım. Kitap antik Mısır döneminde Amunet ile başlayıp, 1947 yılında arkeolog Süreyya' ile devam ederken,2012'de psikolog Duru'yla noktalayacak olan bir gizem.Üç Kadın,üç farklı zaman dilimleri, üç farklı hayat.Fakat hepsinin ortak noktası,aynı kanı ve geni taşıyor.Amunet gördüğü rüyalar ve kendisine verilen görevi için uğraşır.Süreyya gördüğü gizemli rüyaların sayesinde Mısır'da birçok arkeolojik kazı yaparken en son Amunet'in mezarını bulur ve bazı gerçeklerle de karşılaşır.Burda olayın en önemli kilit noktasında Duru'nun rolü vardır.Çünkü Amunetle başlayan görev,Süreyya'nın öğrendiklerine muhafızlar etmesi,Duru ile bitiyor.Duru psikolog olmasına rağmen gördüğü rüyaları ve yaşadıklarını anlamlandıramaz.Zamanla gördüğü rüyalar ve karşısına çıkan,onun yol göstericisi Amunet olurken,bu arada Amunet'e yardım eden,dünya dışı bir varlıkla Süreyya'nın ile karşılaşması ve en son Duru'nun da karşılaşmasıyla yaşananlar merak uyandırıyor.Ayrıca okurken kısa araştırmalar yapıyoruz ve yeni bilgiler de edinmek keyfiyle.Kitap akıcı olduğu kadar,bazen iç içe olduğu için güzel bir okuma oldu.Farklı konularda deneyimler sunuyor.Her sayfasında acaba,neden,nasıl kim gibi soruları çok fazla soruyorsun.En çok da üç farklı zamanı çok güzel şekilde birbirine bağlanması hoşuma gitti. Acaba sonunda ne oldu ve görev neydi? Kitabı okurken beklemediğimiz dahil oluyor.Sizce kim
AndromedalıNora Gülüm Erdinç · Aya Yayınevi · 202371 okunma
Puan vermedi·%62 (124/200 syf.)·
Kitap, Tokyo’nun ara sokaklarındaki gizemli bir kafede geçiyor. Burada belirli kurallara uyarak zamanda yolculuk yapabiliyorsunuz. Ama en can alıcı kural şu: Geçmişe gitseniz bile şu anki gerçekliği değiştiremiyorsunuz. "O zaman gitmenin ne anlamı var?" diye düşünürken, yazar bize asıl değişimin insanın kalbinde ve bakış açısında başladığını çok güzel gösteriyor. ​Özellikle son bölümde Kei’nin hikayesi beni derinden etkiledi, hatta gözlerimi doldurdu diyebilirim. Kei’nin yaşadığı tüm zorluklara, geçirdiği rahatsızlıklara rağmen içindeki o pozitifliği, neşeyi ve yumuşaklığı hiç kaybetmemesi, karakterle aramda çok güçlü bir bağ kurmamı sağladı. ​Kitaptan aklıma kazınan ve hayata bakışımı özetleyen şu cümle oldu: ​"İnsanların karşılaştığı zorluklar ne olursa olsun ama her zaman üstesinden gelecek güce sahip olduklarına inanmaya devam ediyordu. Sadece cesaret gerekiyordu. Eğer sen dahi bir kişinin bile kalbini değiştirebiliyorsa o halde kesinlikle bir anlamı vardı." İyi okumalar dilerim
Kahve Soğumadan ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 202110bin okunma
9/10
·128 syf.··
2026 56. kitabı
Bazı kitaplar vardır, sayfa sayısı çok fazla olmasa da okuru uzun süre etkisi altında bırakır. Füsunkâr benim için böyle kitaplardan biri oldu. Kısa bir roman olmasına rağmen olay örgüsü, karakterleri ve ele aldığı duygularla ilgimi son sayfasına kadar canlı tutmayı başardı. Elime aldığımda birkaç günde okurum diye düşünmüştüm ama akıcı anlatımı sayesinde kısa sürede bitirdim. Romanın merkezinde Umut karakteri yer alıyor. Bir yandan fedakarlık , vicdan ve sorumluluk duygusunu temsil ederken diğer yandan hayatın insanı hiç beklemediği yerlere sürükleyebileceğini gösteriyor. Hikaye ilerledikçe bir uçak kazasının ardından değişen hayatlar, yaşanan kayıplar, verilen mücadeleler ve insanların birbirlerine olan bağlılıkları etkileyici bir şekilde anlatılıyor. Özellikle minnet duygusunun bir insanın hayatında nasıl büyük kararlar aldırabildiğini görmek ilgi çekiciydi. Karakterler arasında en dikkatimi çekenlerden biri de Natali oldu. Yaşadığı duygular, iç çatışmaları ve zamanla değişen bakış açısı hikayeye farklı bir boyut katmış. Roman boyunca sevgi, aidiyet, kıskançlık, aile olabilmek ve geçmişle hesaplaşmak gibi birçok tema iç içe işleniyor. Bu yönüyle sadece olayları takip etmiyor, karakterlerin ruh hallerine de eşlik ediyorsunuz. Kitapta beni en çok etkileyen nokta ise Gagavuzya’nın ve Gagavuz Türklerinin romana dahil edilme biçimi oldu. Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olarak bu bölümleri büyük bir ilgiyle okudum. Karakterlerin konuşmalarında kullanılan dil, anlatılan kültürel detaylar ve atmosfer bana zaman zaman bir roman değil de Gagavuz Türkçesi üzerine hazırlanmış metinler okuyormuşum hissi verdi. Yazarın bu konuda emek verdiği ve araştırma yaptığı hissediliyor. Açıkçası kitabın bu yönü, benim için hikayenin önüne geçen ve okuma deneyimimi daha da
FüsunkârBahadır Karasulu · Librum Kitap · 20263 okunma