• 5 bin yıllık bir tarihi geçmişe sahip olan Türk milletinin bin yıldır yaşadığı bu topraklar "Kabala'nın son zaferde fethedilecek Edom ülkesi" dediği Anadolu'da Türkçe'siz, İslam'sız, Türk'süz yeni bir küresel imparatorluk peydahlanmak isteniyor.
  • Atatürk bu milletin aranan lideridir.Millet, başı her sıkıştığında onu özler ve bu sebeple de silinemez bir şahsiyettir.Atatürk, yıpratılma seansları ile zarar görmeyecek,son derece önemli ve anıtsal bir siyasi portredir.Dolayısıyla, Atatürk'süz tarih düşünülemez.Bunun böyle olduğu zamanla daha da iyi anlaşılacaktır.Tarih, Atatürk'ün etrafında şekillenmektedir ve öyle de olacaktır.
  • 343 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Sevgili kikirikler herkeşe selam olsun .. İncelemeyi kısa tutmaya çalışıcam ama kitabın yazım sebebi dolayısıyla edebiyatımızın İKİ AMİRAL GEMİSİNİ karşı karşıya getirmek durumundayım .. Kim bu isimler ? YAŞAR KEMAL ve KEMAL TAHİR .. İki ismin EŞKİYALIĞA bakışı olacak incelememizin katığı.. O yüzden kelli hoşgeldin beş gittin muhabbeti yapamıyoruz bugün her zaman yaptığımız gibi .. İlla isteriz derseniz, şu kadarını bilin ki , -4 derecenin hasıl olduğu Ankara ayazında ekmek almamak için yoğun çatışmalar esnasında siperde kaleme alıyorum işbu satırları.. Kalkıp hakkaten dağa çıkasım var isyan bayrağını çekip, "ekmek anneminse dağlar bizimdir" diyerek =)) En sonunda ANGARALI DADALOĞLU yaratacaklar kendi elleriyle .. =))

    Sayın canikolar ve sevgili cevizkabukları ... 1950ler ve sonrasında edebiyatımızda şaha kalkan köy edebiyatı akımı ile köyün ve köylümüzün halinin anlatıldığı eserler kalem alınmaya başladı .. Bu böyle olunca, kaleme alınan eserlerin içerisinde yeryer eşkiyalar da boy gösterir oldular .. Okuyan okumayan herkes , İnce Memed'in bir eşkiya romanı olduğunu biliyor misal..Ulan şimdi İnce Memed için spoiler verdin falan diyecek olan varsa lokasyon bildirsin.. Füzeler rampada !! Neyse efenim ... İşte bu kitap İnce Memed ve o dönemde yükselişe geçen ," yiğit -mert ve iyiliksever eşkiya" modeline karşı bir ANTİ-TEZ olarak kaleme alınmış.. Bu o derece böyle ki , Kemal Tahir daha kitabın başında şu alıntıyı getirip koyuyor önünüze ÇÖT diye..

    “Ahlak düzeni sağlam OLMAYAN ve soyguncularıyla başa ÇIKAMAYAN bir toplum, - ruhunda artakalmış barbarlık duygusunun da baskısıyla -soyguncularına karşı HAYRANLIK duyar.” - Andre MAUROIS İngiltere Tarihi -

    Şimdi İnce Memed ve Yaşar Kemal fanları sinirlenip yıkmasınlar ortalığı .. Kitap eşkiya kavramının bir eleştirisi dediğim gibi ..Yaşar Kemal ve İnce Memed de nasibini ister istemez alıyor haliyle.. Şimdi kısaca toparlamaya çalışarak, konu başlıklarını ve görüşleri ele alacağız ..Ama öncesinde kitaptan kısaca bahsedeyim ki kafalar karışmasın , hamur sulanmasın bebişler ..

    Pekmezsever kankitsular ,bu roman esasen eşkiyanın son kullanım tarihinin , yani raf ömrünün dolduğu günlerde geçmekte .. Köyler arasında süre gelen çekişmelerin içerisine yerleştirilen eskinin eşkiyalarının çevirdiği dümenler ve son derece cabbar ceval olaylar süregeliyor kitapta.. Biliyorsunuz ben spoilerdan yana değilim pek .. Yani size kalkıp "Ali yazıyor, Veli bozuyor, Zöhre bacı kan ağlıyor." diyerekten romanı anlatacak değilim .. Yalnız şu kadarını söyleyeyim ki kurgu MUH TE ŞEM!! Oyun içinde oyun denir ya hani ..Kitabın sonlarına doğru Kemal Tahir' i ayakta alkışlayası geliyor insanın .. Kitapta ,kabaca ele alacak olursak 2 kısım var .. Birinci kısım eşkiyalık yapan Uzun İskender ve yoldaşları .. İkinci kısım ise EN AZ onlar kadar yoldan çıkmış ve kötülüğün simgesi olmuş köy eşrafı ile Çerçi Süleymanağa.. Bu iki zümrenin birbirlerine ettiklerini şeytan hakkaten gerçek dünyada görse secdeye falan varır .. O derece diyeyim sen anla sevgili monçiçi .. Yani ben okurken cidden şu tribi yaşayıp, KİME VURACAĞINI , KİME KIZACAĞINI ŞAŞIRAN FATİH TERİME DÖNDÜM! =))
    https://www.youtube.com/watch?v=daRZVb8b_MA
    (30. saniyeden sonra KÜHEYLAN MODU ile beraber gönül gözü açılıyor!GARANTİ !! KESİN BİLGİ YAYALIM !! ) =))
    Bkz: OLACAK O KADAR TOKATLARI EFSANEDİR...

    Bununla beraber inceden bir alevi kültürü , efenime söyleyeyim dedelik kavramı ve saz tıngırdatan ozan-derviş tanımı da sorgulananlar arasında yerini almış .. Kitap bu açıdan bakıldığında , bireyler ve olgular açısından son derece muhteşem psikolojik ve sosyolojik gözlemler de barındırıyor .. "Hep iyiler kazanıyor , yetti artık canıma!" diyenlerdensen gel beni dinle şekerim .. Biliyorsun TAHİN PEKMEZ ,TUCO SEKMEZ !! =)) "YAŞASIN KÖTÜLÜK" mottomuz , "İFRİTLİKTİR YOLUMUZ" !! Al oku !! Hatta İnce Memed okuyanlar , okumayı düşünenler bu kitaba da muhakkak bir göz atın..
    İnceleme burada bitiyor .. Bundan sonrasında 2 kitabı ve 2 bakışı karşılaştıracağız .. İsteyen ayrılabilir .. Oyun bozmamak , neşe kaçırmamakla beraber spoilerlı alana dahil olmak isteyenler devam etsinler.. Ha dersen ki, "Yauw Tuco nedir allaanseen bu RAHMET tribi ? " O da sana kitabın sonunda sürpriz olsun caniko !! =))
    --------------------------------------------------
    Arkadaşım kime denir eşkiya ? Hukuki açıdan açıklaması şu : “Mal zapt etmek, öç almak, suikastta bulunmak yahut memleketin dahili emniyetini bozmak için mesken, çiftlik, ağıl, köy, değirmen gibi mahalleri basarak veya yakarak yahut tahrip ederek veya adam öldürerek veya yollarda ve kırlarda soygunculuk yaparak veya adam kaldırarak ve bu fiillerden dolayı mevkuf iken firar ederek silahla dolaşmak suretiyle emniyet ve asayişi münferiden ve toplu olarak tehdit ve ihlal etmektir” Yani ? NURSUZLAR bacım afedersin!!! =)) Yaşar Kemal'in aksine ,Kemal Tahir için eşkiyalığı HIRSIZLIKTAN ayırt etmenin hiçbir yolu yok bu kitaba göre.. Yaşar Kemal içinse eşkiyalık olgusu, devletin olmadığı yerde asayişi sağlayan birimler manasında İnce Memed'e bakıldığı zaman .. Yani bir nevi bozkırlı Robin Hood'luk .. Soylu bir asi..Bozulan nizamı ve işleyişi rayına oturtan , çarkların arasına elini sokup ezilen köylüye arka çıkan , çalandan çırpandan alıp fakir fukaraya veren .. (ulan FAKFUKFON aklıma geliyor zohahahahah =)) delirecem şimdi !neyse sulandırmadan devam!) Kemal Tahir buna da itiraz ediyor yazdığı kitabında ve diyor ki , Yahu arkadaş gez Anadolu'yu .. Gez de sor bir .. Dolaş bakalım acaba zenginden alıp fakire veren bir eşkiya modeli yaşamış mı bugüne dek .. İki farklı isim iki farklı görüş .. İkisine de kısmen katılmamak elde değil ..Bununla beraber Yaşar Kemal ile yapılan bir röportajda kendisi Kurtuluş Savaşımıza katılan eşkiyaları örnek gösteriyor ki o da haklı ! Ortada kabak gibi duran ve kayıtlara geçen isimler var .. Ege’de Yörük Ali Efe, Demirci Efe, Antep bölgesinde Karayılan, Toroslar’da Gizik Duran falan .. Bu kitaba göre eşkiyalığın bunca dillere destan olmasının sebebi , onun tanımıyla elinde saz ordan oraya koşturan zibidiler ve serseriler olarak tanımladığı ozanlar .. Kitapta o tayfayı da ele alıyor ve Uzun İskenderin sofrasında saz şairini şöyle tanımladıktan sonra : "Afyonu avuçla yutar, şarabı, bulursa, tenekeyle içer, sazı da yaman vurur bir besmelesiz."

    kendisine şu dizleri söyletiyor..
    “Kapılara karşı çıkın Er İskender Ağam geldi
    Kırk davullu düğün kurun Er İskender Ağam geldi
    Elde mavzer dilde süphan Yiğitliği ayan beyan
    Osmanlıyı bile soyan Er İskender Ağam geldi.
    Susayı tutmuş üç kişi Kitap yazmaz böyle işi
    Şu dağların müfettişi Er İskender Ağam geldi”

    (Yalnız KuP KuP BoY mahlasıyla rubailer yazan biri olarak şu kısmı belki 100 kere açıp okudum.. Rubailerimi bu kıvama getirmem lazım tez zamanda.. MÖHTEŞ!!! )

    Bu açıdan bakıldığında Kemal Tahir' e "kısmen" hak vermemek elde değil .. Kısmen diyorum çünkü her saz şairi ve ozan bu tanıma dahil olamaz benim nazarımda.. Zaten Yaşar Kemal'in kendisi , saz çalmıyor da olsa bir modern ozan.. Adam ağıtları toplamış .. Destancılık yapıp köy köy anlatmış.. Yetmemiş kaleme almış ve İnce Memed'i yazdıktan sonra toplumda öylesine büyük bir sevgi ile karşılanmış ve kabul görmüş ki, İnce Memed benim diyen tonla adam türemiş piyasada o günlerde .. Bunu kendi ağzıyla da anlatıyor zaten Yaşar Kemal anılarında..

    Eşkiyanın köy yerinde kabul görmesinin sebebi Kemal Tahir'e göre KORKU.. Bu kavramla beraber devlet olgusunu da kendi fikrine göre tanımlıyor .. Ve devlet düzeninin sağlam olduğu bir toplumda eşkiyalık barınamaz diyor .. Ona göre devletin iradesinin çatallandığı mecralarda eşkiyalık olabillir ve eşkiyalar savaş gibi iradenin zayıfladığı durumlarda boy gösterip , at koşturabilirler ..

    Buna karşılık Yaşar Kemal ,eşkiyayı var eden olgunun KORKU ile beraber harmanlanmış bir SAYGIdan varolduğunu savunuyor ve eşkiyanın ,bozulan düzene bir Anakin Skywalker edasıyla "GÜCE DENGE" getirircesine el attığını belirtiyor İnce Memed'de.. Yani işin içinde SEVGİ de var .. Napam kardeşim .. STAR WARS suz olmaz bu işler !! =))

    Velhasıl kelam daha mercek altına alınacak pek çok konu var ama çok uzatıp sizi de sıkmak istemiyorum .. Tekrar ediyorum ! Kemal Tahir romanlarına , özellikle bu kitabına muhakkak bir şans verin .. ÖZELLİKLE SİZ İNCE MEMED OKUMUŞ VE OKUYACAK OLANLAR ...
  • 100 syf.
    ·1 günde·Beğendi·8/10
    Merhabaaaa
    Bugün Tanizaki abimizin yazdığı "Bir kedi, Bir Adam, İki Kadın" adlı kitabı kendimce inceleyeceğim.
    İlk olarak kitapta sevdiğim şeylerden başlayayım. Kitap o kadar sade ve yakın bir dille yazılmıştı ki çok kolay okunuyordu. Çok güzel bir konuya sahipti ve kedim olsa keşke dedirtecek türden bir kedi sevgisi vardı. Ben zaten oldum olası kedileri çok severim hatta eve bir tane almak çok isterim ama canım annem sağolsun bu hayalleri sadece kurmakla kalırım. Ama bu kitap beni gerçekten de kedim varmış gibi hissettirdi.
    Çok güzel, akıcı bir kitaptı. Önce Şozo ve Lili'nin hayatlarına girdik. Daha sonra Şozo'nun annesi, Fukuko, ve en önemlisi Şinako... Başta isimler japon olduğu için zorladanmadım değil ama sonrasında alıştım. Kitabın konusunu bilmeden arkadaki Haruki Murakami ve Henry Miller yorumunu görüp aldım hemen. Konusunu arka kapaktan okursunuz onun yerine ben size benim düşüncelerinden bahsedeyim.
    Kitapta duydular, betimlemeler ve tabirler oldukça başarılıydı. Kedinin duygularını, hissettiklerini bile çok iyi benimsedim. Her şey kafamda çok güzel bir şekilde canlandılar. Çok güzeldi. Zaten yazarın da bir kedisinin olması bu tür şeylerden iyi anladığını gösteriyor.
    Ayrıca kapak tasarımından da söz etmek istiyorum. Kapak o kadar sade ve kırmızı ki en çokta kitapta benim dikkatimi kapak çekti. Buradan kapak tasarımcısı Hakan GÜNGÖR abimize de selamlarımızı yıkadıktan sonra beğenmediğim şeye gelelim...

    Tek bir şey beni çok üzdü ve 2 puan kırmama vesile oldu. SONU! Bu güzel kitabı nasıl bu kadar kötü bitirebilirim diye düşünüp mü yazdı acaba yazar bunları? Bu kadar boşlukta kalan bir son görmedim ben! Öyle böyle değil kitabı yarıdan kesip vermişler gibi... Kitabın sonunda yaklaşırken heyecanlandım yerimdefalan duramadım. Ama sonuç HÜSRAN!
    Böyle bir son pardon son da değil ama neyse işte böyle bir bitiş beklemiyordum o kadar kötüydü ki kitap bitince etrafımda asalak asalak baktım. Eee noldu şimdi?


    Yani diyeceğimden de anlayacağınız gibi baya beğenmedim sonuna ama onun dışında genel olarak iyi bir kitaptı ben ne kadar farklı şeyler beklesem de...

    Neyse size bol okumalı günler
  • Çok hıslı yaşarsın yavaş git derler
    Yavaş gidersin ne bu ölü gibi derler
    Gülersin ne bu deli gibi gülüyor derler
    Ağlarsın Bulanım da derler susar sın
    Dilini mi yuttun derler Konuşursun
    Suz be artık derler çalışırsın amele derler Yatarsın beleşçi derler
    Derlerde derler insanı çandan ederler
    Sonra bakarsın ki geriye gelmiyor gecen
    Dünler demem o ki ona buna kulak vermeye bir son ver yok sa onun bunun
    Lafına baktı derler 🤔
  • Atatürk bu milletin aranan lideridir. Milletz başı her sıkıştığında onu özler ve bu sebeple de silinmez bir şahsiyettir. Atatürk, yıpratılma seansları ile zarar görmeyecek, son derece önemli ve anıtsal bir siyasi portredir. Dolayısıyla Atatürk'süz tarih düşünülemez. Bunun böyle olduğu zamanla daha da iyi anlaşılacaktır. Tarih, Atatürk'ün etrafında şekillenmelidir ve öyle de olacaktır.