"Güneşin yükselişini, gözle görülen yükselişini izlersin bir kez daha, daha yüzlerce gün izleyeceğin, başkalarının binlerce, binlerce gün izlediği gündoğumuna, sanki yeryüzünün ilk gündoğumuna tanık olan, ilk yaratıkmışsın gibi bakabilirsin."
"Elbet sabah da olur, zamanı gelince, elbet, yalnız kentlerin, denizlerin, düzlüklerin üstünde doğacak değil ya güneş, elbet, burda da, olduğumuz yerde de, karların, buzlu kayaların üstünde, ağaçsız çıplak dağlarda da doğar güneş, tüm güzelliğiyle, tüm korkunçluğuyla."
"Bebeleri düşünüyorsun, ama ölümü de düşünüyorsun.
Ölümü düşününce de, kendi ölümünü. Madem
yatıştırıcılar yatıştırmıyor, öyleyse uyarıcıları dene.
Yattığın yerden kalkıp eline kalemi alıp yaşamadan ölenleri yaz.
Hadi, madem uyku tutmuyor, yak gaz lambani, bu kez var gazı, sana geceler boyu yetecek kadar var gazi.
Hadi, çak kibritini, yazmak için titrek ışığında lambanın
yazmak için
yaşamadan ölenleri
ölmekte olanları.
Hadi kalk.
Hadi yaz-
sana."