insan bir kez geleceğini tasarlamışsa onu yaşamış sayılırdı. insanın kafasında kurup gözünde canlandırdığı bir şey, tıpkı diğer gerçekler gibi bir gerçeğe dönüşürdü. asla yok edilemezdi.
insanoğlunun gözü hiç doymaz, ne kadar çok verirsen o kadar çok ister, denirdi hep. sanki kötü bir şeymiş gibi. oysa insanoğlunu diğer türlerden ayıran, sahip olduklarıyla yetinen hayvanlara üstün kılan da bu özelliği değil miydi?
kasabanın köklerinde yatan kapkara, kötülük dolu bir şeyi ayağa kaldırmıştı bu haber. tıpkı bir akrep gibiydi bu kara şey, yiyecek kokusu duyduğunda insanın içini tırmalayan açlık gibi, ulaşılamayan bir aşkın yarattığı yalnızlık duygusu gibi bir şeydi.
bir şeyi çok fazla istemek iyi değildi, isteğin fazlası, şansı kaçırabilirdi. insan bir şeyi tam ölçüsünde istemeli, tanrı'yı, tanrılar'ı kızdırmamalıydı.