O da biliyordu ki, herkesin ruhunu bedeninin çarmıhına gerdiği, bırakın acıyı, sevincin bile paylaşılamadığı bir dünyada, kimse boyunu incelik ve derinlikle ölçmeye kalkmazdı. Ama yine de 'insanın acısını insan alır' sözüne inanıyordu bütün yüreğiyle.
''Yine de bir insan sıcaklığının yerini hiçbir şey dolduramıyor. Garip değil mi, yaşadığı acıları bile özlüyor insan: çocukların çarpıp çıktığı kapılardan giren ayazı; bir bunaltı, bir karabulut gibi odaları basan babasını; bütün yönleri kendine çevirdikten sonra dönüp giden bir kızın insanın boğazına attığı düğümleri; camlarını kırsa da birinin sana taş atmasını...
Biliyor musun, yalnızlık insanın kendi seçimiyse iyi bir sığınak sayılmalı. İnsan geçmişe gülümseyerek bakıyorsa, başka bir umarı kalmadığındandır.
Herkesin gövdeme bakarak elini uzattığı yerde, gözlerini indirerek dokundun yüreğime. İnsanın içtenlikten başka bir olanağı olmadığını yeni görüyordum. İncelik nasıl da bir güce dönüşüyordu sende.