725 yılında Çin sarayında şöyle konuşuluyordu. "Gök-Türklerin ne zaman ne yapacağı bilinmez. Kağan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler de ondan memnundur... Kül Tefin savaş sanatının ustasıdır, ona karşı koyacak bir kuvvet, güç bulunur... Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyetleri kurnazlığı çoktur. İşte şimdi bu üç Türk aynı anlayışta olarak bir aradadır..."
Bu sırada Tardu ulu hakan olarak "Bilge Kağan" unvanını taşımaktaydı.
Bu kudretli durum, Tardu'nun 598 yılında Bizans İmparatoru Mavrikos'a gönderdiği mektuptaki şu ifadeden de anlaşılmaktadır: "Dünyanın yedi ırkının büyük başbuğu ve yedi ikliminin hükümdarı Hakan'dan Roma İmparatoruna."
Türk adının manası üzerinde de çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Önceleri miğfer, terk edilmiş, olgunluk çağı, deniz kenarında duran adam manaları verilmiştir. XX. yüzyılda Ziya Gökalp "kanun ve nizam sahibi" anlamına gelen "töreli" kelimesinden geldiğini yazmıştır.
Türk kelimesinin asıl manası eski bir Türkçe vesikadan anlaşılmıştır. "Türk" sözü cins isim olarak "güç-kuvvet" sıfat hali ile "güçlü-kuvvetli" manasına gelmektedir.