Emperyalizm, bir ulus kendi kişiliğini kabul ettiği sürece ona nüfuz etmenin mümkün olmadığını görmüştür. Çünkü tarih ve kültür bir ulusta kişilik ve tutuculuk doğurur. Bir ulusa sirayet edebilmek için onu tarihinden koparmak ve kültürüne yabancılaştırmak gerekir. Böylece o ulus kendisini bom-boş, asaletten yoksun, köksüz ve kişiliksiz hissetmeye başlar.
Meşrutiyet devriminden ister önce ister sonra olsun, bir daha gördük ki; bir başka deyimle meşrutiyet devrimi bize bir daha gösterdi ki; topluma bilgi ve devrim kültürü verilmeden gerçekleştirilen (bir başka deyimle yüklenilen) devrimlerin ürünü, muradına ermemiş birçok ilerici sloganlar topluluğu olmaktan öteye geçemez.
Cehaletin, bilgisizliğin ve kültürsüzlüğün geneline egemen olduğu bir toplumda bilgi ve kültürden belli bir oranda nasibini almış entelektüel'in durumu... Böyle bir toplumda tanıyan ve bilen yalnızca entelektüel olduğundan sorumluluğun ağır yükünü omuzlarında buluverir. Artık böyle bir toplumda entelektüel, yol kılavuzu değil, uzmandır ve kendi toplumunda körler gibi bastonla yol arayandır.