Umay, bir alıntı ekledi.
21 May 20:04 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Eğer bir insan, milyonlarca yıldızın arasındaki tek bir gezegende yetişen bir çiçeği severse, bu onu mutlu etmeye yetecektir. Çünkü yıldızlara baktığında, 'Benim çiçeğim oralarda bir yerde' diyebilir. Ama bir koyun çiçeğini yerse, o zaman bütün yıldızlar aniden sönmüş gibi gelir ona.

Küçük Prens, Antoine De Saint-ExupéryKüçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry

Murathan Mungan'ın Karanfil şiirini bize tekrar hatırlatanlara teşekkürler.

*********

KARANFİL

Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları
Atlanın gidiyoruz.
Buğulu bir şafak vakti yeniden düşüyoruz yollara
Eski zamanlarda olduğu gibi
Dersimiz tarih. Unutmayın kaldığımız yeri
yenilmedik daha

Masal alın koynunuza. Belki dönmeyiz uzun zaman
Masalllar hatırlatır size doğduğunuz yeri
ilişkiler iklimini
çocukluk taşınabilir bir şeydir
alınsa da elinden geçmişi.

Tütün ve tarih koyun torbanıza. Kekik ve dağ ateşleri
Şafağın bin yıllık anlamını, suların ve çağların sesini
ezberleyin, bilinmez otların adını hatırda tutar gibi,
Ten rengi aya bakın son defa
yani geride yaşanmış ve yaşanacak bütün yaz geceleri

kaçak aşıkları, uçurum bakışlı firarları, mağrur eşkiyaları
saklar gibi
kilitleyin yüreğinizin kalelerini
Anka ve Anahtar, ikinci bir emre kadar
Kaf Dağının ardına gitti

Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları
Toplayın çadırlarınızı. Eski zamanlarda olduğu gibi
Çığ geliyor. Çağ çöküyor.
Gidiyoruz.
Dudaklarınıza ninni, ıslık ve destan alın
siyah sünnet çekin gözlerinize
Alıcı kuş telekleriyle
Ki ışısın yaprak yeşili gözlerinize kıstırdığınız
farz olan öfke
çapraz asın tüfeklerinizi
çağın dışına sürdüğü eski masallardaki
eşkiya resimleri gibi
yurdundan ve yüzyılından
kovulmuş çocukların tarihinde
gelenek kimi zaman başkaldırma biçimi...

Teni tarçın kokulu halkımın oğulları
Atlanın. Bizi bekliyor ay akşamları
daha yola çıkmadan eksiksiz anlatın çocuklarınıza
aklınızda kalanları
ağızlık, tesbih ve tabaka bırakın
yolları ayrı düşmüş arkadaşlara
belki görüşemezsiniz bir daha
yükse kuşlar dorukları sever
ölümse çıplak kaldığı dağları

Atlı bozkırların sararmış hülyalarını
eski sözcüklerin yüklü çağrışımlarını
yanınıza alın.
Sabahı karşılayın her günkü sabahı
gülümseyin yüzünüzün sığmadığı kuşlu aynalara
mayın diye gömün yüreklerinizi
ölülerinizi verdiğiniz toprağa
vedalaşın denkleri toplanmış geçmişinizle
unutmayın göçmen tarihlerden, yerleşik zulümlerden
geçilerek varıldı yüzyılın eşiğine
sonra gece nöbetçilerinin yüksek rakımlı yalnızlığını alın
yalnızlık kullanışlı bir şeydir, bazen iyi gelir
gerektiğinde yalnız olmayı bilmeyenlerin
inanmayın beraberliğine
sonra sabır. Mazlumların ve bilgelerin bize tarihsel
emanetidir,
her yerde yeni anlamlarıyla denenir.
Ve her çağın hurafeleri vardır
kurban alır, kurban verir
Geçer devran, takvimler el değiştirir. Gün gelir zulüm de göçer
Zaman örter her şeyin üstünü
Uzağı gören çocuklar bilir gelecek uzun sürer....

Atlı ay akşamları
Sönmüş yanardağlar. Gecenin ormanında
ilerleyen ölülerin rüzgarı
yanık fısıltılar...
gelecek günlerin düşünü kuran
kaç tarih çadır kurup sökmüş burada
yalnızlık kalmış yadigar
bir de gökyüzü
gökyüzünün mayınları yıldızlar
hem saklar, hem açıklar
çoban yıldızı, samanyolu, kervankıran
kapı komşumuzdu burada
gittiğiniz yerde de parlak mıdır bu kadar?

Şimdi menzili yurt tutanlar
ne yollar, ne yıllardan geçeceksiniz
çiçek atın yenilmiş asilere
güvenin her çağda ve her yerde
uzakları iyi bilen çocuklara
kenar adamlarına, ateş insanlarına
birliğiniz dağılmaz göç yollarında
ey gurbete çıkmış halklar

Atlı ay akşamları
kalın şayak bir gece, esiyor rüzgar
gidiyoruz geleceği olmayan bir yere
ardımız sıra esiyor ölülerin rüzgarı
daha şimdiden başka yerlere gömülenlere
gidiyoruz kalın şayak bir gece
geride ne çadırlar, ne tarih, ne saltanat
yalnızca rüzgarın sesi bizi uğurluyor.

Ay vurmuş alnına bütün ölülerin
yatıyorlar kimsesiz koyaklarda
ilk vuruldukları sıcaklıklarıyla
sanki dokunsalar birinin omuzuna
hep birden, her şeye yeniden başlayacaklar
ilerliyor gece, geçiyor ay
nesnelerin boşalan dünyasında
yer değiştiriyor aydınlık, tarih, mevsimler
kimsesiz koyaklarda ölüler ve ay

Kulağında karanfil
Teninde tarçın
Gözlerinde göç var
Döner bir gün Anka
Kilidinde döner anahtar

Murathan Mungan

Şiir Sitesi © 2015
Şiirlerin telif hakları şairlerine ya da yasal temsilcilerine aittir.

sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
olurum kötü geçen bir güzü
ve umutsuz bir aşkı anlatan rüzgarla savrulan
kağıt parçalarına
yazılmış dağıtılmamış
bildiriler gibi uzun bir yolculuğa hazırlanan
yalnız bir yolculuğa.çünkü beyaz bir gemidir ölümsiyah denizlerin hep
çağırdığı batık bir gemi sönmüş yıldızlar gibidir yitik adreslere benzer
ölüm yanık otlar gibisen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm..
-Behçet Aysan-

Yılmaz yılmaz, bir alıntı ekledi.
04 Nis 01:04 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Dinleyin: İşte bu gelen uğultular, sürekli zelzeleler kuşağının
yıkım öncesi fırtınasıdır. Ve yükselen bu dalgalar, sırtında
kanlı tarihinin ağır hesaplarıyla toprağın yekine yekine
kalkmasıdır. Bu altında yolalınan gözlerden kaymayan yıldızlar
artık yakarmak yerine, zafer işaretleriyle yükselen
ellerin, kurduğu dost sofralarında kenetlenircesine tutuşmasıdır.
Bu yükselen toz-duman, bu, yüzyılın peygamber korsanlarının
Bile eremediği ararat’ın eteklerinde kopan; çökmüş avurtlarda
Uzayıp giden sönmüş isyan izlerini, savaşa sürülen kanatlı 
atların tozutmasıdır. Ve resmi tarihin tozlu arşivlerinden
indirilen hesap defterlerinde, mağlup isyanlara aşina
sararan tarih sayfalarının yeniden yazılmasıdır...)

Toplu Şiirler, Soysal EkinciToplu Şiirler, Soysal Ekinci

Okuyorum, okuyorum da.. Şimdiye kadar okuduğumun en iyisi bu olmalı.
İnsanlar vardır;
Gelip geçerler hayatlarımızdan..
Kimi hiçbir iz bırakmaz ardından,
Kimi hafifçe okşar ruhumuzu,
Kimi de hüzün bırakır ardından..

İnsanlar vardır;
Usulca sokulurlar içimize,
Sonsuzcasına orada kalsın isteriz..

Bazıları serap gibidir,
Yokluğunda hayalleridir gerçeğimiz...

İnsanlar vardır;
Su gibi aziz, su gibi duru..
Konuştukça su olur akarlar kalbimize,
Kan gibi, Can gibi, Canan gibi...

İnsanlar vardır;
Işığı sönmüş yıldızlar gibi çaresizdirler.
Açtın mı kollarını,
Kalbine doldururlar ışığı..

İnsanlar vardır,
Soğuk duvarlar misali
Gülümsemenin sıcaklığını bilmezler,
Bilseler de sevmezler...

İnsanlar vardır,
Gelip geçerler hayatlarımızdan
Kimi depremlerle gider,
Kimi fırtınalarla…
Ben kalanlardan yanayım.
Gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim,
Sarılıp bırakmayanların sıcaklığını...

Şems-i Tebrizi

 

Gülge., Sönmüş Yıldızlar'ı inceledi.
03 Mar 23:57 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Duygu yüklü. Hikayelerin hepsi birbirinden güzel. Bazı hikayelerin sonunda olan üzüntüm birkaç gün daha geçmeyecek. Hüzünlü sonları sevmiyorum fakat bu bir başkaydı. Tavsiye ediyorum.

sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
olurum
kötü geçen bir güzü
ve umutsuz bir aşkı anlatan
rüzgarla savrulan
kağıt parçalarına
yazılmış
dağıtılmamış
bildiriler gibi
uzun bir yolculuğa hazırlanan
yalnız bir yolculuğa.
çünkü beyaz bir gemidir ölüm
siyah denizlerin hep
çağırdığı
batık bir gemi
sönmüş yıldızlar gibidir
yitik adreslere benzer
ölüm
yanık otlar gibi
sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm..
-BehçetAysan

Gülge., bir alıntı ekledi.
02 Mar 23:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yalnız yaşamak o kadar güç değil; fakat yalnız ölmek pek acı.

Sönmüş Yıldızlar, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 77)Sönmüş Yıldızlar, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 77)
Gülge., bir alıntı ekledi.
02 Mar 23:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İnanmak ve sevmek saadetlerini kaybetmiş bir insanın vaktinden evvel ölmesine niçin acımalı?

Sönmüş Yıldızlar, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 65)Sönmüş Yıldızlar, Reşat Nuri Güntekin (Sayfa 65)
Hatice Irtegün, bir alıntı ekledi.
 13 Şub 23:08 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ve meşaleler, yıldızlar gibi, birer birer sönmüş. Gece başlamış, Şark'ta.
Sevgi, çileyle gümrahlaşır.

Jurnal Cilt 1, Cemil Meriç (undefined)Jurnal Cilt 1, Cemil Meriç (undefined)