Ben yaşama sebebimi buldum hedefim belirli ve değişmeyecek bundan sonra ne yıkılırım ne de kırılırım
Doğal Dopamin: Bir amaca hizmet eder ve öncesinde çaba gerektirir. Spor yapmak, zor bir projeyi tamamlamak, yeni bir beceri öğrenmek veya kitap okumak gibi aktivitelerle salgılanır. Beyin, "Çalıştın ve hak ettin" mesajı alır. Yapay Dopamin: Emek harcamadan ödüle ulaşma hilesidir. Sosyal medyada ekranı yukarı kaydırmak (scrolling), abur cubur tüketmek, bilgisayar oyunları, kumar veya pornografi gibi aktivitelerle tetiklenir. Sıfır çaba ile anlık haz Sunar Doğal Dopamin: Yavaş yavaş yükselir ve dengeli bir seviyede kalır. Etkisi geçtikten sonra sizi derin bir boşluğa düşürmez, aksine kalıcı bir tatmin ve huzur duygusu (serotonin ve endorfin desteğiyle) bırakır Yapay Dopamin: Beyinde anlık ve devasa bir patlama (spike) yaratır. Ancak bu hızla zirveye çıkan haz, aynı hızla yere çakılır (dopamin çöküşü). Kişi eylemi bıraktığı an eskisinden daha mutsuz, sıkılmış ve boşlukta hisseder Beyindeki Tolerans ve Bağımlılık RiskiDoğal Dopamin: Beynin ödül sistemini yormaz. Kararında salgılandığı için reseptörler zarar görmez, sonraki günlerde de normal aktivitelerden zevk almaya devam edersiniz.Yapay Dopamin: Beyin, aşırı ve yoğun yapay dopamin bombardımanına maruz kaldığında kendini korumak için dopamin reseptörlerini kapatır (tolerans geliştirir). Sonuç olarak hayattaki normal ve küçük şeylerden (örneğin yürüyüş yapmak, ders çalışmak) zevk alamaz hale gelirsiniz; çünkü artık beyninizin haz eşiği çok yükselmiştir
Reklam
Geri dönülmez bir yolmuş bu yaşam; ne bir saniye geri, ne bir dakika ileri. Olduğun yerde yaşıyorsun. Olduğun yerde olduğunu düşünürken yaşlanıyorsun. Sonra ne gençlik geri geliyor ne çocukluk. Oysa hâlâ sokaktaki parkın güzelliği var gözümün önünde. O kaydırağın hayatın ne kadar hızlı gözlerimizin önünden kaydığını, salıncağın her anımızın sallantıda olduğunu, tahterevallinin bu yolun ne kadar inişli çıkışlı olduğunu anlattığını öğrenmek istemiyordum oysa ben...
Duygu ve Düşünce
Mesela bazı şeyleri bazı kimselere anlatmak gerekir. Bunun ihtiyacı içerisine girersiniz. Çünkü sadece ondan gelecek olan en etkilisidir. Ama anlatamazsınız. Çünkü sebepler vardır. Çünkü anlamayacaktır. Belki anlar. Anlasa da üzülür çünkü anlayacağı şey anlamak isteyeceği şey değildir. Onu bu durumda bırakmak istemezsiniz. Korkak olduğunuzdan. Çok düşünceli olduğunuzdan değil. Ortaya çıkacak kaos ya da o kişinin elde edeceği üzüntüyle birlikte sizi bırakabilecek olması düşüncesi rahatsız eder. Rahatsız eder. Eder de eder. Rahatsızlar. Siz de rahatsız olun. Herkes gibi. Rahatsız olun. Rahatsız olun. Anlatmanın farklı yollarını seçersiniz. Anlatmak için farklı yollar bulursunuz. Bir şey yaparken başka bir şeyi kast edersiniz içten içe. Mesela a dersiniz ama asıl mesaj b'dir. Karşınızdaki kişi a'ya bir cevap verir ama siz o cevabı b'ye veriyormuş gibi kabul edersiniz. Biraz zor bir şey değil mi? Her zaman içinizde bir fonksiyon var gibidir. Devam etmek istiyorsan bir şeyleri dönüştürmen gerek. Dönüştür ve dönüştür. İnsan bazen yoruluyor. Mesela insan yoruldum da diyebilmeli. Ben kışı sevmiyorum diyebilmeli. Kıştan nefret ediyorum diyebilmeli. Ben şahsen kıştan nefret ediyorum. Neden etmeyeyim ki? Etmemem gerektiğine neden inandırayım kendimi? Ediyorum, ediyorsam kabullenirim. Kimse çok da iyi olmak zorunda değil. Doğru olanı yapmak adına başka şeylere karşı vermeniz gereken tepkileri kıstığınız zaman o tepkilerin çok daha şiddetlisini kendinize karşı veriyorsunuz. Ne gerek var? Kışın cibiliyetini sikeyim. Hak edene karşı senin cibiliyetini sikeyim diyebilin. Demiyorsanız da bari kendi içinizden söyleyin. Ama söyleyin. Söylemiş olun. Ne demiş Oğuz Atay? ''Sizleri durdurmak mümkün değildir. İçinizden devam edersiniz sonra.''
Sonra oturdum mutfak masasına, nasıl bu kadar kendimi kaybettiğimi düşündüm. Tek başımaydım ama masa çok kalabalıktı…
'İnsan" edindiği her tecrübeden sonra güzel bir yanını kaybediyor
İnsan ve Duygular
Reklam
Reklam