İstanbul'un kalbinde geçiyor bu hikâye. Dışarıda nehir gibi akıp giden koca bir deniz... Üzerinden geçiyor onlarca araç, vapur, gemi dolusu binlerce insan... Herkese bir başka sergiliyor güzelliğini. Sonra akıp gidiyor zamanın durgunluğuna doğru. Bir yana kıvrılıp Haliç oluyor... Övgülerden, ilgilerden ve beklentilerden uzaklaşıp bir köşede bekliyor sükûnetle... Dingin bir denizden ayrılıp bir göl oluyor; akıntısız, dümdüz, sütliman ve güneşin saçaklarında çivit mavisine dönüyor suyunun rengi... Etrafında camiler ve kiliseler... Derin bir sessizlik bu... Kâh trafiğin azlığından kâh insanların sakinliğinden... Başını öne eğiyor, sevgi dolu çocukluğumun güler yüzlü insanlarının beldesi...
Son
Hem de anımsıyorum, gururum tehlikenin üzerine gitmeye zorluyordu beni. Belki de insan ruhu bunca duyguyu tattıktan sonra, doymuyor, iyice coşup, bitkin düşene dek daha güçlü, daha yoğun duygu istiyor.
Sayfa 181·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Belki öyle çok acı duyuyorum ki, duyduğumun farkına varamıyorum. Ama öyle olduğu kanısında değilim. Eğer yükü benim hatırım için taşımak istiyorsan, benim taşıdığımdan fazlasını taşıma. Ben acıları tümüyle duyamam. İçimde bir noktaya kadar iner, sonra orada durur. Dokunulmamış bir nokta var olduğu sürece, hiçbir şey gerçek anlamda acı sayılamaz. Bu hale gelmene gerek yok.”
Bakıyorduk birbirimize. Sonra bakmadım bir daha. Yüzünün uzaklığı yorucuydu.
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Alıntı
Zincirleme trafik kazası gibi...
"Onu babam yıkmıştı. Onun yıkıldığı yerden de ben tepetaklak olmuştum. Birisi sizi yıkardı ve süreç böylece başlardı. Sonra siz de yıkıldığınız yerden bir başkasına dert olurdunuz."
Alıntı
Hayatı sıfırlamak
Ölüm sıkıcıydı. Ölümün en kötü yanı buydu. Sıkıcıydı. Gel­ dikten sonra yapabileceğin tek şey yoktu.
Alıntı