Böyle kendinizi güvende hissettiğiniz kitaplar seriler vardır, benim için de Edens Serisi öyle. Beşinci kitapla okuyanları mest edeceğini peşinen size diyeyim.
Kardeşlerden Lyla Eden de sıra, onun hikâyesi de diğer kardeşlerin hikayeleri kadar sürükleyici ve karakterlere aşık edecek türde. Kızımız tüm hayatını Quincy'nin küçük bir kasabasında geçiriyor, üniversite bitiminden beri kendine ait kahve dükkanını işletiyor. Fazlasıyla işkolik ve kafesini seviyor, işletmeyi kendi başına idare edebildiği için gurur duyuyor ve ailesinin dışındaki her türlü sosyal hayatından feragat ederek tüm zamanını burada geçiriyor. Ablası darbe yapıyor sakin ilerleyen hayatında ve uzun zamandır kendini kafeye kapatmasına bir son vererek kendine zaman ayırmasını sağlıyor. Lyla kabul ediyor ve ormanda yürüyüş yapıyor. Derken her şeyin başlangıcı o saldırı gerçekleşiyor. Kim olduğu belirsiz tanınmayan bir adam karşısına çıkıyor ve bu yabancı saldırıyor. Yaşadıkları karşısında sarsılıyor, yaralı ve duygusal olarak çökmüş bir şekilde, yine sığınağı olan yere, kafesine çekiliyor.
Vance Sutter yıllardır peşinde olduğu adamın yaptıkları ve işlediği suçu öğrenmek ve yakalamak için yakaladığı ipuçlarına tutunarak Quincy'ye geliyor. Eden Kafenin eşiğinden içeri girdiğinde hayatının değişeceğini elbette bilmiyor. Peşinde olduğu kişiye de ulaşma yolundaki anahtarın Lyla olacağını da bilmiyor. Görür görmez ilk dikkatini çeken yer, mavi gözleri oluyor, sonrasında boynundaki izler. Elemanımızın bir polis memuru olduğunu da söyleyeyim. Başına açtığı işler sebebiyle görevden uzakta sözde tatilde ama başka işler peşinde. Geçiçi olaram geldiği yerde kalıcı olacağından habersiz Vance'in Lyla'ya âşık oluşunu okumak isterseniz kitabı size tavsiye ederim.
Davamı