Sores

Giderayak
Sonra gözlerini açmak. Sonra gözlerini kapamak. Sonra bir bardak su içmek. Sonra bir mum yakmak. Güpegündüz. Olsun, gene de bir mum yakmak. Sonra döşeğe uzanmak. Sırtüstü. Derin bir soluk almak. Bir daha derin bir soluk alıp içinde tutmak. Sonra dışarı vermek. Gözlerini yummak. Beklemek. Beklemek. Sonra göz kapaklarını açmak. Bir kez daha dünyaya. Duvardaki lekelere. Kireç badanadaki rutubetin yarattığı yüzler. Bulutlar, akarsular… Bakmak. Görmek. Gülümsemek. Bir kez daha. Pencereye çevirmek gözleri. Işığa . Sonra yeniden yummak gözleri. Bir daha açmamak. Herkesin bir gün başına geleceği gibi. Ama sessizce. Yalnızca ışık. Işığın yansıması. Son bir kez göz kapaklarını delip. Gözbebeklerini aşıp. Beyine ulaşıp. Işık. Bir göz kırpışı. Son bir göz kırpışı. Dünya.
Sayfa 50
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Korkular geçti mi? Kaygılar? Geçmedi. Yalnızca değişti.
Sayfa 46
Tarih dediğin. Zaman işte. Zamane. Şiddet. Ezgi. Terör. Kin. Yaz. Gözyaşı. Tanrım! Nereye gidiyoruz?
Sayfa 44
İlk gençliğimden beri sayısız yolculuklar yaptım. Doğuya, batıya, kuzeye güneye. Yalnız, denizleri değil, çölleri de gördüm. Yalnız, kentlerde değil dağ başındaki köylerde de yaşadım. Susuzluğumu, derin kuytularda çektiğim sularla giderdim. Çölde, yanan kum üzerinde bata çıka ilerledim. Dağ başında karlar üzerinde, ayağımda hedikler, ardımda köpekler, önümde kurtlar, gene öyle batı çıka ilerledim. Büyük kentlerde yaşadım. Ama nerede olursam olayım yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Sanki kıçımı koyacağım bir yer arıyordum yeryüzünden. O yeri bugüne değin bulamadım. Bulsaydım niçin hala yollara düşecektim ki. İşin garibi bunca yolculuktan sonra bu konuda hiçbir umudum yok eğer hala yollara düşüyorsa bu artık bir yer aramaktan çok, bir kez daha, bir kez daha böylesi bir yerin var olmadığını kendime ispatlamak isteğinden kaynaklanıyor olmalı, diye düşünüyorum.
Sayfa 42
Soru: Kaç tür yolculuk vardır? Yanıt: kaç yolcu varsa o kadar.
Sayfa 42