bir adam şiiri seviyorsa anlıyordur da. çünkü şiiri anlamanın tek ölçüsü şiiri sevmektir. bilimsel bir veri değildir şiir, anlaşılıp anlatılmaz. kabaca birtakım bilgiler dışında kuralları yoktur. her iyi şiir kendi kuralını, kendi gerekirliğini içinde taşır. bu yüzden, büyük ölçüde şiir, bazı bilgilerle değil, sezgilerle, duygularla ayırt edilir önce. yapısı ve konumu, gelişimi sonradan saptanır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
o anı başlı başına bir şiir değil, bir şiiri hazırlayan durumdur. bu açıklamayla o şiir, büyüsünden, yapısından kaybediyor, neden’i önemli olan bir yazı haline geliyor.
mısraları ve şiiri, mümkün olduğu kadar etkili, inandırıcı, hatta çarpıcı kılmak uğruna kelimeye bu kadar yüklenmek, şiirimiz için bir “tehlikeli alaka” sayılabilir. sonunda birdenbire, şiirin olması gerektiğinden daha çok, bir oyun durumuna düştüğünü görebiliriz.
son yıllarda, özellikle şiirde, dile yapılan zorlamaları bir çeşit saygısızlık diye yorumlayanlar var. bize kalırsa bu işin saygısızlıkla hiç ilişkisi yok. dile bilinçle yapılan her türlü zorlama, dile yeni imkanlar, yeni ifade güçleri getirebileceği düşünülünce saygısızlık olmaktan çıkar, tam tersine saygı duyulması gereken bir çaba katına yükselir.
Bununla birlikte, bu maceranızı, şiirlerinizde, eski deyimiyle 'istismar' ettiğinizi de düşünmüyor değiliz. Sizi şiire iteleyen, şiir duygusu değil de, bütün bu geçmisiniz sanki. Bunu da anlıyoruz, bunu da olağan buluyoruz. Ama bir yerden sonra, şiire, yalnızca şiire dönmek zorundasınız.