Ülkemizin topraklarının, binalarının, sularının, elektriğinin, iç ve dış ulaşım hatlarının hatta tuz ve sodasının bile sermayeleri ve kârları yabancılara bırakılması asla doğru değildir.
Öyle ki karşı partinin savunduğu doğruyu yanlış, kendi partimizin savunduğu yanlışları da doğru olarak kabullenmeye başladık. Sonra bu anlayışı bütün ilişkilerimize ve çalışmalarımıza yaydık. Böylece bu hastalık yavaş yavaş hayatımızın her alanına sızmaya başladı. Artık görüşlerimizi hiçbir milli konuda birleştiremez olduk. İsterse bu mesele, halimizi toptan düzeltecek ve ülkemizin istikbalini ilgilendirecek bir mesele olsun. Particiliğin doğurduğu bu kötü bilinçlenme ve hatalı anlayış bizi zincirleme düşmanlıklara sürüklemektedir.
Artık seçimler programlar arasındaki üstünlüğe göre yapılmayacaktır. Çünkü hiçbirisinin arasında fark kalmamıştır. Aksine seçimlerde kişilerin güvenirlikleri ve üstünlükleri önem kazanacaktır. Böylece seçimler, batıda olduğu gibi partiler arasında değil, kişiler arasında olacaktır.