arbeitsdorf

arbeitsdorf
229 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
1000Kitap
1000Kitap
1000Kitap Destek
1000Kitap Destek
Sayın Yetkililer, Öncelikle kolaylıklar dilerim. Umarım iyisinizdir. Bu mecrada meydana gelen bitmek tükenmek bilmeyen ifşa sayfaları ve Instagram, Twitter gibi platformlara özgü paylaşımlar, bu güzelim okur sosyal medyasını gerçekten inanılmaz derecede kötü bir platforma dönüştürdü. Muhakkak bu kullanıcılar fark ediliyordur; ancak herhangi bir filtreleme sistemi vb. uygulanamaz mı? Benim gibi düşünen birçok kullanıcının olduğuna eminim. Lütfen bu konuyla ilgilenilmesini rica ediyoruz. Türkiye’de bu kadar kaliteli bir mecranın, diğer sosyal medya platformlarının kisvesine sokularak berbat edilmesine müsaade etmeyin. Saygılarımla...
Bu yorum görüntülenemiyor
Reklam
" Mültecilere yönelen ırkçılık, Türkiye'de yerli halklara yönelen ırkçılıktan farklılıklar gösteriyor: Mültecilerin 'geldikleri yere geri dönmeleri' retoriği, onlara yönelen ırkçılığın temel ifadelerinden biri olu­yor. Toplumun Araplaşma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı anlatılıyor. . . Arap halkla ortak dine sahip olma, İslami kesimlerde bariz bir dayanışma duygusu yaratıyor. Bariz bir dayanışma da Sosyalistlerden geliyor. Ama siyasi kökünü ulus devletin kuruluş aşamasındaki ulusal mücadeleye ve bunun milliyetçi ide­olojisine bağlayan kesim, hızla ırkçı ideolojiye kayıyor. Türk uluslaşması temel olarak Arap unsurlarla sınırların belirginleştirmesi, Arap unsuruyla ayrışma eksenine oturduğundan, Arap mültecilerin gelişi, bu tarihsel olgunun hafızada canlanmasına yol açıyor. Araplar hakkındaki tarihten kaynaklanan önyargı­larla birleşen bu ırkçı retorik, ırkçılığın en kaba ve pespaye haliyle ifade bulu­yor. "
Sayfa 131 - Fol Yayınları, 1. Baskı, Eylül 2021·Kitabı okudu
Türk uluslaşması temel olarak Arap unsurlarla sınırların belirginleştirmesi, Arap unsuruyla ayrışma eksenine oturduğundan... Sabuklamadan ibaret, uluslaşma birçok unsurdan sıyrılarak gerçekleşmiştir. Özellikle Arap'ın adını anarak (temele oturtarak) işi tarihte de muhatabı Arap olan ırkçı -hatta din yönünden ayrılıkçı- bir altyapıdan çıkma olduğu boyutuna taşırıyorsunuz. Tarih bunu tasdik etmez. Ayrıca önyargı; insan algısında uydurma sebeplerden göstermez kendini, edinim ve veriye dayanır.
~ Zamanın görevi unutturmaktır. Her acı Ve de Her mutlu an'ı... ~ #taslak #aforizma #tefekkür #şiirizma
Bülent Kaya
Bülent Kaya
Çay Buluta Tevafuk
@Herkestenbirii Bahsettiğiniz durum; yani alışmak, başlangıçtır. Unutmaksa sonuç... Yani zaman önce alıştırır, sonra unutturur...
Önceki 1 yanıtı göster
@Herkestenbirii
Bülent Kaya
Bülent Kaya
unutmak; bir sürecin sonucuymuş gibi kendini gösterebilir, bu görüntü ise fikrimce yanılgıdır. unutuş, ancak insanoğluna hediye edilmiş bir beceridir, ancak bu hüneri sergileyip nihayete erdirmesi zaman alır. unutmayı gerçekleştiren ise zaman/süreç değil, insanın tabii yeteneği olan unutabilmektir.
1 yanıtı göster
Kaldı ki, okur-yazarlık da içtimaî fâikiyetin sebebi değildir ve târihen teşekkülâtı kuvvetli olan köylü ve ziraatçı Roma, fikrî seviyesi çok yüksek, ama sosyal mevcûdiyeti ticâret üzerine kurulu ve zayıf olan Yunan’a gâlip gelmiştir. Bu gâlibiyet, cehlin ilme galebesi değil, metîn bir içtimaî teşekkülün, zayıf ve oynak bir kuruluşa üstünlüğüdür.
Sayfa 67 - epub
Batı’nın üstünlüğü de fikir üstünlüğü değildir. Tabiî bu meseleler, gâyet dar görüşlü olan ve neticeleri sebep zanneden, bizim inkılâpçılarımızca etrafıyle anlaşılmış değildir. Onun için harflerin ıslahı veyâ alfabenin değiştirilmesi, bir ilerleme sebebi olarak görülmüştür. Nasıl Kaanun-ı Esâsî’nin ilânıyle bir anda batı seviyesine (!) ulaşacağımız zannedilmişse, harflerin ıslahı veya değiştirilmesiyle de hemen okur-yazar olacağımız ve ilerleyeceğimiz sanılmıştır. Bu sanı (!), istinadsız ümitten başka bir şeyi olmayan, fikren bomboş ve şaşkın, fakat iyi niyetli (!) münevverin, içtimaî realiteyi idrakte ne derece kifâyetsiz olduğunu göstermektedir. Hele kültür meseleleri, bir askerin, emr-ü kumandasıyle halledilecek işler değildir.
Türk, fevkalâde mukaavemet kudreti, meşakkat ve mahrûmiyetlere karşı büyük sabrı, harbdeki ırsî kaabiliyeti, döğüşmede hayret verici cesâreti ile anadan doğma denecek derecede iyi bir askerdi. Bu hasletler yüksek askerî meziyetlerdir ve dâima da öyle kalacaktır. Türkler’in, dünyadaki muhârib milletler listesinin başında yer aldığı muhakkaktır.
Sayfa 55 - epub
Hiçbir Avrupa ordusunun kımıldanamıyacağı şartlar altında, Türk muhârebe eder. Muhârib olarak o, hiçbir askere benzemez. Sefîlâne beslenip giydirildiği halde bile, mes’ûd şartlar içinde muhârebe eden medeniyet sâhibi milletler orduları için, tehlikeli bir hasım olacak kaabiliyettedir. (h. s. gulette)
Reklam