Hasan el-Benna

Hasan el-Benna

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.9
831 Kişi
okuyor-dolu
3.761
Okunma
v3_begen_dolu
747
Beğeni
goz
22,8bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Tam adı
İmam Hasan b. Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ
Unvan
Mısırlı Yazar ve Fikir Adamı
Doğum
İskenderiye, Mısır, 14 Ekim 1906
Ölüm
Kahire, Mısır, 12 Şubat 1949
Yaşamı
İmam Hasan b. Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ Mısırlı siyasi ve dinsel önder. Müslüman Kardeşler adlı örgütün kurucusudur. Genç yaşta dinsel konulara büyük ilgi duymaya başladı. 1923'te Kahire'de dinsel ve toplumsal konularda geleneksel eğitim veren Darül-Ulum adlı öğretmen okuluna kaydoldu. 1927'de Arapça öğretmeni olarak Süveyş Kanalı yakınlarında bulunan İsmailiye'de bir ilkokula atandı. İngilizlerin ülkedeki ekonomik ve askeri varlığı açısından büyük önem taşıyan bu kentte, Müslümanları derinden sarsan olaylara tanık oldu. Mart 1928'de bir İngiliz kampında çalışan altı kişiyle birlikte İslamın ilkelerine geri dönüşü amaçlayan Müslüman Kardeşleri kurdu. 1930'larda kendi isteğiyle Kahire'deki bir okula atandı. II. Dünya Savaşı başladığında çok sayıda öğrenci, devlet memuru ve işçi Müslüman Kardeşlere üyeydi ve Örgüt Mısır toplumunun hemen bütün kesimlerini temsil eden bir önemli siyasi güç olmuştu. Örgüt üyelerinin birçoğu hükümetin ulusal çıkarlara ihanet ettiği görüşündeydi; Hasan el-Benna ise bir süre daha hükümeti destekleme taktiğine bağlı kalmaya çalıştı. Ama gerek kendisi, gerekse örgüt üyeleri yönetim açısından tehlikeli olmaya başlamıştı. Savaşı izleyen kargaşa ortamında el-Benna'nın sözünü geçiremediği örgüt üyelerinin adları, başta Başbakan en-Nukraşi'nin öldürülmesi olmak üzere (Aralık 1948), bir dizi suikast olayına karıştı. Hasan el-Benna Şubat 1949'da hükümetin göz yumduğu bir suikast sonucunda Kahirede öldürüldü. Hasan el-Benna Davetuna, Nahvün-Nur, Akidetuna, el-İhvanül Müslimun tahte Rayetül-Kuran, Muskilatuna fi daval Nizamil-İslam, Müzekkiratüd-Dava ved-Dai gibi yapıtlarında emperyalizme karşı ulusal bir hareket oluşturulmasını ve Müslüman ulusların İslam ilkelerine dayanan birliğini savundu. Ona göre Müslüman ulusların geri kalmasının nedeni din yolundan uzaklaşılmış olmasıydı.Kurtuluş, İslam öğretilerine geri dönerek sağlanabilirdi. Devlet İslam dini temelinde örgütlenmeli, İslam hukuku geçerli kılınmalıydı. Toplumun ahlakı ve eğitimi İslam ilkelerine göre yönlendirilmeli, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklere son verilmeliydi.Müslüman Kardeşler örgütünün amacı da bu programı gerçekleştirmekti. Mısır'ın çeşlitli, yörelerinde kurduğu okullar ve toplumsal hizmet kurumları aracılığıyla görüşlerini yaşama geçirmeye çalışan Hasan el-Benna'nın başlattığı hareket Arap dünyasını büyük ölçüde etkilemiştir.
kamera
Müslüman Kızlara
kamera
Hasan el-Benna
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Hatıralarım
kamera
Hasan el-Benna
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Risaleler
kamera
Hasan el-Benna
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Davet Esasları
kamera
Hasan el-Benna
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
İslamda Cihad
kamera
Seyyid Kutub
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Müslüman Kadın
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Daha Fazla
202 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bir dava adamı: Hasan el-Benna
Hasan el Benna'yı tanımamış olanlar, kitabını okumamış kişiler bence çok şey kaçırıyor. Bir dava adamı olan Hasan el Benna Mısırlıdır. Davası elbette İslâm'dır. Çeşitli dini kitaplar okuduğumda müslüman ülkelerin sorunlarından bahseder ancak Benna sadece olan sıkıntıları vermekle kalmaz çözümlerini de açıklar. Batının etkisinde kalan ve Batı kölesi olmuş müslüman ülkelere çağrıda bulunur. Kendisinin kurduğu ve aynı adda kitabının da bulunduğu
kamera
Müslüman Kardeşler Teşkilatı
ile birlikte sadece dediklerini sözde bırakmayıp fiile de dökmüştür. En sevdiğim özelliği de bu; sadece söyleyemiyor, uyguluyor da. Benna yaşamını İslâm davasına adamıştır. Benna'ya göre biz Müslümanlar gelişmeliyiz, kendimizi geliştirmeliyiz. Bunu yaparken elbette ilk olarak kendimizi düzeltmeliyiz "Biz müslümanların vazifesi, ilk önce kendini düzeltmek sonra başkalarını hakikate davet etmektir." diyor. Ona göre müslüman her yönden gelişmeli ki Batıya köle olmamalı. Müslüman özgür olmalı, hürriyetini kazanmalıdır. İslâm Medeniyeti güç kazanmalı, diri olmalıdır. Müslümanlar/müslüman yöneticiler sürekli Batıyı eleştirir, Batının ne kadar kötü olduğunu söyleyip dururlar. Benna eleştirirken şunu belirtir, Batıdan daha çok gelişmeliyiz ki Batıya bağlı olmayalım. Yoksa eleştirmek kolaydır. Eleştirilen Batının icat ettiği her şeyden faydalanmak daha utanç verici değil mi? Eğer eleştireceksen daha güçlü olmalısın. Hasan el Benna kitaplarını keşke dünyadaki bütün Müslüman gençlerin eline versem de 'okuyun' desem. İslâm'a Bennalar gibi gençler lazım. Değişimi en iyi sağlayan gençlerdir. Genç kişiler fikir, zihin yönüyle daha parlaktır; hareketli ve aktiftir. Hasan el Benna davasında başarılar elde etmişti, iyi adımlar atmıştı ancak kendisine yapılan bir suikast girişimi sonucunda henüz 43'nü tamamlamadan vefat etti. Benna ülkesi olan Mısır'ın yaşadığı kötü durumları da konu alır; ekonomik ve siyasal olarak ülkesinin eksiklerini ve bu eksikliğini nasıl giderileceğini de söyler. Ülkesine, tüm Müslüman ülkelerine ve tüm Müslümanlara çağrıda bulunur. Hasan el Benna'yı okuyun, okutun! Rabbim razı olsun ondan inşallah, mekanı cennet olsun. Kesinlikle herkese tavsiye ediyorum.
kamera
Risaleler 2
kamera
Hasan el-Benna
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.5/10 · 18 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Din
·
9ay
ucnokta_yatay-1
463 syf.
Selamün aleyküm, Hakkında hayırdan başka bir şey duymadığım ve okumadığım, dava adamı sıfatıyla müsemma Şehid Hasan el-Benna üstadı ve eserini anlatmaya çalışmak gayretindeyim. Bizim bu adamları bilmeye ve okumaya ihtiyacımız var. “Davet nedir?”, “Davetçi kimdir?”, “Davet nasıl yapılır?” başta kendime seslenerek ve yakınarak; unuttuk, bocalıyoruz, bir üslupsuzluk, bir uzaklaşmaktır gidiyor. Duyuyor musun, hırpalamam lazım seni, örselenmelisin. Üstad Hasan el-Benna’yı ve İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler)’i mülâkatla girdiğim Ortadoğu derslerinde tanıdım. İlk duyduğumda o kadar merak ettim ki dersin akabinde kitapçıya girip
kamera
İhvan-ı Müslimin - Müslüman Kardeşler
kitabını almak iştiyakımı bastıramadım. Mezkûr kitapta da “Hatıralarım” kitabından bolca alıntı mevcuttu. Kitabı okudukça hayranlığım artmaya başladı hatta babamla birlikte kitabın kritiğini yaparken; “Bu adam 42 yaşında şehid olmuş, ömrüne sığdırdığı hayırlara bak, Allah ondan razı olsun” cümlelerini sıkça kullandığımızı hatırlıyorum. Tekrar Allah ondan ve dava arkadaşlarından razı olsun. Halifeliğin de kalkmasıyla birlikte bocalayan pek çok İslam ülkesi gibi Mısır da bundan payına düşeni almış bir ülkedir. İngiliz işgali artmış ve biliyoruz ki işgal sadece maddi kaynaklara göz dikmez özellikle manevi kaynaklara diker kenafir gözlerini. Toplumda batıya özentilik, batı taklitçiliği artmış ve bunun sonucunda dinin amaçlarından uzaklaşılmış; hakikat, kof ithamlara maruz kalmış, saptırılmış. Şaşkınlık içindeki bu toplumu yine içinde bulunan ve değerlendiren Üstad Hasan el-Benna, bir davet rotası çiziyor tabiri yerindeyse. Ve ilk davetlerine kahvehanelerden başlıyor… Bir kahvehanenin önünden geçerken kitaptan da etkilenerek, erkek olsaydım ki… diye başlayan cesur cümlelerim oldu, merak etmeyin bu fikrimi de bolca eleştirdim, bu bir örnektir ve herkesin kendi çizgisi olmalıdır, bir rota sahibi olmalıydım… Hasan el-Benna kahvehanelerde diriliş muştusunu aşılamadan önce bu fikrine yönelen itirazlara şu minvâlde cevap vermiştir: Bu onlar için görülmemiş ve yeni bir şey olacaktır. Mühim olan konunun güzel seçilmesi, onları yaralayacak şekilde konuşulmaması, seçilen konunun uygun şekilde anlatılmasıdır. Çekici bir üslup kullanılmalı ve söz fazla uzatılmamalıdır. “Salih/a kişi, gittiği her yerde iyi bir etki bırakır.” bu söz de burada kalsın. Bir yerde hayırlı bir iş yapılır da fitnesi eksik olur mu? Olmaz. Bu fitnelere karşı üstadın tavrı da yine ders olacak mahiyettedir. “Şayia ve yalanlara son vermek, onları çürütmekle ve benzerlerini yaymakla olmaz. Bunlara dikkatleri çeken, dillere dolanan olumlu ve faydalı bir iş ortaya koymakla son verilebilir. Böylelikle, doğru olan bu yeni durum, yenisinin yerini alır; çünkü doğru olmayan önceki şayianın yerini alması gereken asıl konu budur.” İncelemenin bu kısmında dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var. Benim haddim değil belki ama üstaddan bu kadar etkilenmişken son zamanlarda denk geldiğim ve bir Müslümana asla yakışmayan yanlışlardan bahsetmek istiyorum. Yine yazacaklarım başta kendimedir. Kışkırtmak kastıyla yazılan kimi yazılara bazı kardeşlerim o kadar büyük tepki gösteriyor ki, ne üslup kalıyor ortada ne terbiyeli bir dil. Firavunla konuşmaya giden Musa(as)’ın kullandığı yumuşak dili, Efendimiz(sav)’in defalarca kovulduğu, hakaret gördüğü o kapılara yaklaşımı bizim örnek almamız gereken yegâne öğretiler olmalıyken, öfkelenip kabımıza sığamaz hale geliyoruz. Temsil ettiğimiz Müslüman kimliğe geliyor sonra da hakaretler, dilimizle zarar veriyoruz dine. Vallahi bunun hesabı olur, dikkatli olmalıyız. Muhatabımızı tanıyarak yaklaşmalıyız, ki sosyal medya zemini bozuk bir yer. İyi niyetle yaklaşımımız bile bir süzgeçten geçerken düşünün ki hayt huyt ne fayda sağlayabilir. “O vakit, Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet sen, kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için duada bulun!”(Al-i İmran, 3/159) Kitaba tekrar dönecek olursak; üstad bir konferansında şu sözleri sarf ediyor: “Kardeşlerim! Dava hakkında konuşmaya başlamadan önce sizlere şu soruları yöneltmek istiyorum: İnsanlar rahata ersin diye gereği gibi cihad etmeye hazır mısınız? İnsanlar biçsin diye ekmeye hazır mısınız? Son olarak, ümmetiniz hayat bulsun diye ölmeye hazır mısınız?” Ömrünü sorduğu bu soruların cevaplarını yaşayarak geçirmiş üstad ve dava arkadaşlarından Allah gani gani razı olsun, rahmet eylesin. Efendimiz(sav)’e , O’nun âl ve ashabına, kıyamet gününe kadar O’nun getirdiği davaya insanları çağıranlara da Allah’ın sâlât ve selâmı olsun. Selametle…
kamera
Hatıralarım
kamera
Hasan el-Benna
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.0/10 · 663 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
144 syf.
Müslüman kadınların kendilerini çeşitli alanlarda geliştirmeleri, uyanık olmaları, ilim öğrenmeleri, davet ve tebliğ çalışmalarında bulunmalarına yönelik tavsiyeler içeren bir kitap. İddia edildiği gibi herhangi bir "dayatma" içermiyor. Manipülatif kavramlar kullanarak yapılmış incelemeleri dikkate almayınız. Çağ ile bir hesaplaşmaya girmemiş, çağı tanıyamamış ve çağın dayatmalarını özgür iradesi zanneden şahıslar tarafından yanlış anlaşılmaya müsait olabilir. İslam düşüncesini tam kavramadan okunmasını önermem. Rasim Özdenören'in Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler kitabını veyahut benzerlerinin bu kitaptan önce okunmasını önerebilirim. Çünkü kavramların içini Müslümanca irdeleyebilir ve düzgünce doldurabilirsek sonrasında bu kitabı anlamak daha kolay olacaktır kanaatindeyim. Müslümanca düşünmeyi öğrendikten sonra bunu yaşamımıza aktarmanın önemi kitapta da genel olarak vurgulandığı gibi buradaki tavsiyeler daha çok direkt olarak yaşantıya uygulanabilecek türden. Demeye çalıştığım şu ki kitap güzel olmakla beraber Müslümanca bir hayat sürmeye yeni karar vermiş birisi için - ve özellikle bu kişi günümüzün popüler kültürünün dayatmalarına çokça kapılmış biri ise- ilk başvurulacak kitap olmayabilir. Çünkü kitap kısalığından anlaşılacağı üzere direkt bilgi veren bir kitap. Salt bilginin ardındaki hikmeti görememek yanlış düşünce ve önyargıya götürebilir.
kamera
Müslüman Kızlara
kamera
Hasan el-Benna
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.7/10 · 1.105 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;