Hasan el-Benna

Hasan el-Benna

Yazar
8.8/10
619 Kişi
·
2.630
Okunma
·
589
Beğeni
·
19,2bin
Gösterim
Adı:
Hasan el-Benna
Tam adı:
İmam Hasan b. Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ
Unvan:
Mısırlı Yazar ve Fikir Adamı
Doğum:
İskenderiye, Mısır, 14 Ekim 1906
Ölüm:
Kahire, Mısır, 12 Şubat 1949
İmam Hasan b. Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ Mısırlı siyasi ve dinsel önder. Müslüman Kardeşler adlı örgütün kurucusudur. Genç yaşta dinsel konulara büyük ilgi duymaya başladı. 1923'te Kahire'de dinsel ve toplumsal konularda geleneksel eğitim veren Darül-Ulum adlı öğretmen okuluna kaydoldu. 1927'de Arapça öğretmeni olarak Süveyş Kanalı yakınlarında bulunan İsmailiye'de bir ilkokula atandı. İngilizlerin ülkedeki ekonomik ve askeri varlığı açısından büyük önem taşıyan bu kentte, Müslümanları derinden sarsan olaylara tanık oldu. Mart 1928'de bir İngiliz kampında çalışan altı kişiyle birlikte İslamın ilkelerine geri dönüşü amaçlayan Müslüman Kardeşleri kurdu. 1930'larda kendi isteğiyle Kahire'deki bir okula atandı. II. Dünya Savaşı başladığında çok sayıda öğrenci, devlet memuru ve işçi Müslüman Kardeşlere üyeydi ve Örgüt Mısır toplumunun hemen bütün kesimlerini temsil eden bir önemli siyasi güç olmuştu. Örgüt üyelerinin birçoğu hükümetin ulusal çıkarlara ihanet ettiği görüşündeydi; Hasan el-Benna ise bir süre daha hükümeti destekleme taktiğine bağlı kalmaya çalıştı. Ama gerek kendisi, gerekse örgüt üyeleri yönetim açısından tehlikeli olmaya başlamıştı. Savaşı izleyen kargaşa ortamında el-Benna'nın sözünü geçiremediği örgüt üyelerinin adları, başta Başbakan en-Nukraşi'nin öldürülmesi olmak üzere (Aralık 1948), bir dizi suikast olayına karıştı. Hasan el-Benna Şubat 1949'da hükümetin göz yumduğu bir suikast sonucunda Kahirede öldürüldü. Hasan el-Benna Davetuna, Nahvün-Nur, Akidetuna, el-İhvanül Müslimun tahte Rayetül-Kuran, Muskilatuna fi daval Nizamil-İslam, Müzekkiratüd-Dava ved-Dai gibi yapıtlarında emperyalizme karşı ulusal bir hareket oluşturulmasını ve Müslüman ulusların İslam ilkelerine dayanan birliğini savundu. Ona göre Müslüman ulusların geri kalmasının nedeni din yolundan uzaklaşılmış olmasıydı.Kurtuluş, İslam öğretilerine geri dönerek sağlanabilirdi. Devlet İslam dini temelinde örgütlenmeli, İslam hukuku geçerli kılınmalıydı. Toplumun ahlakı ve eğitimi İslam ilkelerine göre yönlendirilmeli, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklere son verilmeliydi.Müslüman Kardeşler örgütünün amacı da bu programı gerçekleştirmekti. Mısır'ın çeşlitli, yörelerinde kurduğu okullar ve toplumsal hizmet kurumları aracılığıyla görüşlerini yaşama geçirmeye çalışan Hasan el-Benna'nın başlattığı hareket Arap dünyasını büyük ölçüde etkilemiştir.
Müslüman genç kız evliliğini takva temeli üzerine bina ettiği gibi, evlilik hayatının devamını da lüks ve israftan kaçınarak kocasına yük olmadan, kocası zengin bile olsa sade ve mütevazî bir yaşam tarzını seçmesi gerekir.
Nefsimizi eğiteceğiz ki, bizden Müslüman bir fert meydana gelsin. Ailemizi eğiteceğiz ki, onlardan Müslüman bir aile ortaya çıksın. Halkımız eğiteceğiz ki, onlardan Müslüman bir halk meydana gelsin.
600 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Benzeri Olmayan Adam: “Şehit İmam Hasan El Benna”

İslam ümmetinde eşi benzeri görülmemiş devasa bir şahsiyet: “Hasan El Benna.” Aylarca bu kitaba inceleme yapmak için bekliyordum. Fakat bir türlü kendimde bu satırları yazabilecek kabiliyeti ve gücü bulamıyordum. Çünkü yazacağınız kişi Şehit İmam. Ne yazarsanız eksik kalacak. Ne kadar iyi anlatsanız bile onun hayatı ve mücadelesinin yanında anlattıklarınız sönük kalacak. Siz ne kadar söz ile dava deseniz de onun gibi davasını kanıyla ispatlayan biri karşısında sözlerinizin tahakkümü kalmayacak. Kalplere tesir etmeyecek. Vel hâsılı kelam hala bile yazmaktan hayâ ettiğim, kararsız kaldığım büyük dava adamı Hasan En Benna’dan söz edeceğiz.

Peki, neydi onu eşsiz kılan. Büyük, İmam, Önder en güzeli de yaratılmışların en üstünlerinden şehitlik mertebesine ulaştıran.

İmam yaptıkları ile İslam Ümmetini yeniden inşa etmiş. Yeni nesillerin yeniden Saf İslami hareketle tanışmasını sağlamıştır. Halifeliğin dünya sahnesinden çekilmesinden sonra maalesef birçok konuda İslam toplumu geride kalmış ve sorunlar yaşamıştır. Bu sorunlarından en büyüğü de İslami hareketi gelecek nesillere taşıyacak binanın yıkılması olmuştur. Fakat İmam bütün bir ömrünü bu yola harcayarak İslami hareketinin binasını yeniden inşa etmiş. Bunu tüm dünyaya yaymayı başarmıştır.

17 Ekim 1906’da Mısır’da doğan İmam, dini ve ilmi yönden köklü bir aileye mensuptu. Böyle bir ailede büyümesi kısa zaman içinde İslami bilgileri edinmesine vesile oldu. 15 yaşına bastığında Kuran hafızı olduğu bilinmektedir. Henüz öğrencilik yıllarında kendi arkadaşlarıyla beraber “Kötülüğe Karşı Mücadele” adında bir teşkilat kurarak toplumdaki kötü gidişata dur demek istemiştir.

Öğrencilik yılları bittiğinde ise İslam dünyasında maalesef her türlü fesat başını almış yürümüş, haramlar helal hale getirilmiş. Özelikle 1924’de hilafetin kaldırılmasıyla bu durum giderek artmıştı. Müslüman ülkeler giderek bölünmüş. Her ülkeyi bir diktatör yönetmeye başlamış. Yıllarca güzelliklerle anılan İslam Ülkeleri zulümlerle, adaletsizliklere, kötülüklerle anılmaya başlamıştı. Batılılar sürekli İslami ve Müslümanları ortadan kaldırmak için var güçleriyle çalışıyorlardı. Böyle bir atmosfer içinde İmam bu sorunlara karşı İslam Ümmeti için çözüm arıyordu.

Günlerce çözüm düşündükten sonra çok güvendiği altı arkadaşını yanına alarak biz “Müslüman Kardeşleriz” dedi. Böylece “Müslümanlar Kardeşler Cemiyeti”, “İhvan-i Müslimin” adıyla faaliyete başlamış oldu. Tüm ömrünü, kahvelerde zaman öldürmek için oyun oynayan insanlarla geçirdi. ALLAH’ın nasip etmesiyle o insanlardan İslam için şehit olan binlerce mümtaz şahsiyet yetiştirdi. Yıllarca köy köy, şehir şehir gezip yolda, sokakta, kahvede, evde, devlet dairesinde gördüğü bütün insanlara İslam’ı anlattı. Bu çalışmaların sonucunda kısa bir zaman içinde, Mısır’ın tümünde “İhvan-i Müslimin” şubeleri açılmış oldu. O zamanlar Filistin sorunu baş gösterince İmam, talebelerinden oluşan bir grup mücahidi Filistin’e yardım etmeye gönderdi. Bu o zaman Mısır’ın kukla başkanı tarafından kabul edilemez bulundu. Hasan El Benna 12 Şubat 1949 tarihinde cemiyetinin önünde kurşunlanarak şehit oldu.

İslam Ümmeti birçok yıldız birçok davetçi tanımıştır. Fakat davet başka bir şeydir. İnşa etmek başka bir şeydir. Bugüne kadar tanıdığımız davetçilerin davet ettiği İslami hakareti, inşa eden liderdir Hasan El Benna.

Hasan El Benna’dan sonra İslami Hareket teşkilatı bütün dünyaya yayılmış. Bütün hareketlerin temeli olmuştur. Kurduğu mükemmel sistemle bugün bile İslami Hareketler onun açtığı yoldan gitmektedirler. İmam yaşadığı zamanlarda şöyle bir söz söylemişti. “Şüphesiz bizim fikirlerimiz mumdan yapılmış gelinler gibidirler. Ne zaman ki onların uğrunda ölürüz işte o vakit, ruh kazanırlar, hayat bulurlar.” Kendisi söylediği bu sözün hakkını verdi Allah da onun hakkını verdi. Tüm dünya Müslümanlarına öncü olmasını sağladı. Daha ölümünün ilk günlerinde bile akıtılan kanı İslami davaya eşsiz bir başka önder daha kazandırdı. “Seyyid Kutup” Amerika’da yaşarken birden Amerikan kanallarının sevinç çığlıkları attığını, insanların kutlama yaptıklarını görür. Bunun sebebini anlamaya çalışır. Amerikalıların “Hasan el Benna” öldü diye sevindiklerini görür. Kendi kendine tefekkür etmeye başlar. Amerika gibi İslam düşmanı emperyalist bir ülkenin, bir Müslümanın öldürülmesine bu kadar sevinmesi onu düşündürür. Hasan El Benna’ın izinden gidilecek biri olduğunu düşünür. Mısır’a dönüp İhvan-i Müslimin hareketine katılır. İslam, bir yıldızın kanından yeni bir yıldız doğurur.

Elimizdeki bu kitap ise Hasan El Benna’nın ve kurduğu İhvan-i Müslimin Teşkilatının manifestosu, tüzüğü ve özüdür. Aynı zamanda bir Müslüman şahsiyetin hayat rehberidir. Tüm Müslümanların kesinlikle okuması ve hayatına tatbik etmesi gereken bir eserdir.

Dünya üzerinde İslam hakkında araştırmayı düşünen birinin, İslam’ı ve Müslümanları anlamak için okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum..

Selam ve Dua ile…


Not: Şehit İmam Hasan El Benna’nın hayatını anlattığım yerlerde yine aynı kitaptan ve “Çağımız İslam Önderleri” kitaplarından faydalanılmıştır.
144 syf.
''Müslüman kızlara'' başlığıyla kadınların islami yaşam şekline göre nasıl yaşamaları gerektiğinin dayatıldığı bir kitap. Dayatıldığı yerine anlatıldığı demek isterdim ancak kitabın yazarı, sık sık emir kipi ve yetersiz kaldığını hissettiği noktalarda (bolca) dini vecizeler kullanarak bir içerik oluşturmuş.

Gelelim bu denli çok okunmuş olan kitabın içerik ve anlam analizine; paylaştığım ve paylaşılan diğer alıntılarda da göreceğiniz üzere yazarın islam toplumlarında kadın ve erkeğe dağıtılan toplumsal cinsiyet rollerinin bir anlatımını yapmakta ve bunu her noktada öznel bir dil ile ifade etmekte. Kitapta kadının yerinin evi olduğunu, çocukları büyütmekle sorumlu olduğunu sık sık işlemiş ve bunu islam şemsiyesi altında aktarmıştır. Toplumsal cinsiyet rolleri dağıtılırken kadının ekonomik, sosyal ve kültürel alandan soyutlandığı apaçık beyan edilirken, kadını ''evinin kraliçesi'' olmakla mükafatlandırmış yazar. Çocuk büyütmede, eğitimde ve ev işlerinde müşterek olma hususuna asla denilmemiş ancak ''Kadın ümmetin yarısıdır.'' diyerek ve Ali İmran suresi 195. ayette geçen ''birbirinizdensiniz.'' sözüyle eşitlik vurgusu yapmaktan geri kalmamış. Kadının çalışması, politikayla ilgilenmesi, sosyalleşmesi açıkça karşı çıkılan bir durum olarak kaleme alınmış olması ve bunu yapan kadının aşağılanması erkek egemen bir zihniyetin (ataerkillik), din üzerindeki etkisini ortaya koymuş.

Kadın için sosyal alanı evden ibaret kılan bu düşünce hakkında özetle, eşitsizlik temelinde dağıtılmış, hiyerarşik şekilde de yapılanmış bir gücün yansıması olarak tanımlamak mümkün olacaktır.

Dünyanın neresine bakarsanız bakın, hangi tarihi incelerseniz inceleyin bir sınıf ve zümrenin iktidarlığında, politik ve sosyal yansımalar da o iktidar grubunun dünyasına, niteliğine göre şekilleniyor. Erkeği merkeze alan din yaşantısı da bu anlamda adı ataerkillik olan bir yaşam şeklini ''ümmetin yarısına'' dayatıyor. Ataerkil dini söylemin (Musevilik, Hristiyanlık da dahil), takıntı düzeyinde aile kavramına duyulan ilgisi ve cinsellik tabusu mevcuttur. Kitap özelinde ataerkil müslüman erkek, bu takıntı ve tabularını ''din'' adıyla anlatım yoluna gitmiş, namus vurgusunu kadın ile eşdeğer tutmuştur. Namusu kadına atfetme, kendine ait kılma, kadını sınırlama, kendi dünyasına göre yaşa-mayan kadını aşağılama, kadından istenilen asosyalite ile ataerkil müslüman erkekte benim tek gördüğüm şey Alfred Adler'in bahsetmiş olduğu aşağılık duygusunu üstünlük duygusuyla bastırma yolu oldu. Önce kadın karşısında kendini kanıtlama çabasına neden olan aşağılık kompleksine kapılmakta sonrasında bu ruhsal gerilimi yaşamakta, ardından eyleme geçip, başarmasıyla birlikte de üstünlük duygusunu elinde bulundurmaktadır.

İncelemeyi bitirirken kitabı yazan her ne kadar erkek olsa da ben size aynı coğrafyada acının ve baskının çemberinden geçip direnciyle bizlere ulaşmış olan Neval el Sadawi'yi örnek vereyim. Sadawi, müslüman kadınların sınıfsal, ulusal ve cinsel olmak üzere üç konuda yoğun bir baskı altında olduğunu anlatır kitaplarında. Özellikle de islama hakim olan ataerkil (erkek egemen) emir, yorum ve uygulamaların kadınları ne denli çaresiz bıraktığını söyler. Türlü suçlamalar, hakaretler hatta recm edilmesi gündeme gelmiş ancak o kendinden ödün vermemiştir. Yaşamıyla buna kanıttır. Bu vesileyle Sadawi'nin kitaplarını şiddetle önereyim. Sadece müslüman kızlara değil, herkese.
230 syf.
·9 günde·10/10 puan
Şehit İmam Hasan el benna Allah ondan razı olsun...

Davet esasları. Bu kitabı okurken içimi müthiş bir Cihad aşkı sardı. öyle bir zamanda yaşıyoruz ki insanlar da şu anlayış var ne yazık "ben dinimi yaşayayım kimse umurunda olmaz, herkese saygı duyuyorum" vs.. vs.. böyle bir anlayış bizim inancımıza terstir Allah Resulü ve ashabı bunun için savaşmadı mı? Allah'ın dinini yaymak, anlatmak için mücadele etmedi mi? Ve bunun için canlarından, mallarından geçmediler mi? Hâl böyleyken biz nasıl
" ben dinimi yaşarım kimseye karışamam" deyip bir kenara çekiliriz? Bizim Cihad'ımız İslam'ı yaymak anlatmak tebliğ etmek gerekirse bu yolda yalnız kalmak, dışlanmak türlü imtihanlara tâbi tutulmak olsa da Biz bu Aziz dâvayı, kutlu yürüyüşümüzü güçlü bir imanla yürütmeliyiz.

"Bizim yolumuz, yanımızda olan her şeyi Allah uğruna feda etmek, elimizde olanları bu uğurda harcamaktır. Bizim tek umudumuz, Allah'ın rızası ve hoşnutluğudur. O, ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır."

Şehit olmak için bir şehit gibi yaşamak lazım hasan el benna Mücahit el Benna...


Bu kitabı;

• Şanlı bir şerefe susayan gençliğe,
• hakikate giden yol ayrımında, şaşkınlığa düşmüş olan ümmetin fertlerine,
• zamanın tüm sıkıntılarına rağmen kanlarıyla şanlı destanlar yazan kahraman evlatlarımıza,
• bu dünyada önderliğe inanan ve ahirette mutluluğu arzulayan her müslüman bireye sunuyoruz.

Şehit iman Hasan el- Bennâ'nın Hitabı

Bu risale, şanlı ve güçlü maziden, zorluk sıkıntılar içerisinde yeniden filizlenen bugüne bir mesajdır: dirilmeye başlayan bu günün, mutlu yarınlar için hazırladığı bir azıktır.

"Ey gençler! Ey zavallı hayata mahkum edilen zavallı insanlar! Ey Allah'ın dini uğruna mücadele etmeyi arzulayan fertler! Ey Mevla'sının huzurunda canını feda etmeyi arzulayanlar! İşte hidayet ve olgunluk burada... Hikmet ve doğruluk burada... Allah yolunda gayretin mutluluğu ve cihadın lezzeti işte burada..

O hâlde acele edip yarışan gönüller birliğine katıl ve peygamberlerin efendisi olan Muhammed'in (sallallahu aleyhi ve sellem) sancağı altında mücadele et. Müslüman kardeşler topluluğuna katıl.

" Müminler ancak o kimselerdir ki; Allah’a ve Resûl’üne iman etmiş, sonra da şüpheye düşmeden Allah yolunda malları ve canlarıyla cihad etmişlerdir. Bunlar, sadık olanların ta kendileridir."
(49/Hucurât 15)
144 syf.
·Beğendi·10/10 puan
“Kadın ümmetin yarısıdır.”
İslam kadının değerini yüceltmiş, ayaklarının altına cenneti sermiştir. Asırlardır süregelen erkek egemendir kadın zayıftır gibi düşüncelerle kadınları köle gibi kullanan bu anlayışı Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bildirdiği ayetlerle çürütmüştür. Elbette ki kadın ile erkek arasında farklılıklar mevcuttur. Bu kitapta bunlara sık sık değinilmiştir. Bunların yanı sıra Müslüman genç kızın görevlerinden, toplumdaki konumundan, tebliğ ve cihad vazifelerinden etkili bir biçimde bahsedilmiştir. Kesinlikle her genç kızın başucu kitabı olabilecek nitelikte bir eser. Sayfa sayısı az olmasına rağmen içerik olarak çok dolgun herkese tavsiyemdir.
144 syf.
·6 günde·10/10 puan
Her müslüman mesleği ne olursa olsun bir davetçidir. Müslüman kadında bu daveti en iyi şekilde üstlenmiş olması gerek.
Öyle ki;
"Kadın ümmetin yarısıdır."

Gerek evlerde yapılan toplantılar da, gerek medreselerde yapılan toplantılar da... Daveti böyle ortamlarda mutlaka yaymak anlatmak gerek.
Gerek ki yaşama nedenimiz asıl gayesine ulaşsın inşaAllah.
Müslüman hanım kardeşlerime tavsiyemdir bu kitap kitaplığınızda mutlaka bulunmalı.
463 syf.
·6 günde·10/10 puan
İslâm yolunda canından geçen mücahidlere Selam olsun...

Okuduğunuz kitap sizi Allah'a daha çok yakınlaştırmalı, manevî şuur ve bilinç bulmalısınız, içinize cihâd ve tebliğ aşkı doğmalı Tıpkı bu kitapta olduğu gibi.
Şehid İmam Hasan el benna'dan
"hatıralarım: müslüman kardeşler"

14 Ekim 1906'da Mısır'ın Mahmudiye kentinde dünyaya Gelen Benna,
İsmâiliye’de de davet çabalarından vazgeçmedi; bir yıl boyunca yine camilerde, kahvehanelerde konuşmalar yaptı ve çok sayıda insanın etrafına toplanmasını sağladı. Nihayet Mart 1928’de evinde buluşan bir grup insanla İslâm davası için yaşamaya ve ölmeye yemin ederek İhvân-ı Müslimîn (Müslüman kardeşler) teşkilâtının temellerini attı.

7 kurşunla şehid...

12 Şubat 1949 tarihinde Mısır, kahire'de
Suikaste uğradı.
42 yaşında hayatını kaybetti.

Niye kalkıştı bunca işe, neden hayatından vazgeçti? Bu nasıl bir iman aşkıdır ki onu bir saniye olsun boş durdurmadı. Kötü bir gidişat vardı Türkiye'de 1924 yılında hilafetin kaldırılmasının ardından Müslümanların başsız kaldığı düşüncesiyle girdi bu yola "Müslüman kardeşler" teşkilatını kurdu ve canını ortaya koydu inançla imanla yoluna devam etti. Şehid imam el benna... Şehit olmak için şehit gibi yaşamak lazım.

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hadîs-i Şerif'inde:
“Yeryüzünde yaşayan bir şehit görmek isteyen Talha b. Ubeydullah’a baksın.” Yaşayan bir şehit idi o…
Demiştir. İşte şehit imam Hasan el benna da bir şehit gibi yaşamış. Ve şehitlik mertebesine nail olmuş hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cihadın, tebliğin, gerçek müslüman şuuru'nun vücut bulmuş hali İmam el benna.

Benna'nın şehit edilmesi teşkilatın büyümesini yavaşlatmadı, tam tersine dünya çapında hızlı bir şekilde yayılmasının önünü açtı.
Bu kitapta şehit imanın müslüman kardeşler teşkilatıyla gerçekleştirdiği, sohbetler, toplantılar, yapılan mescitler, ve akabinde her gün büyüyen bir İslâm ordusu Allah'ın ordusu...


"Aranızda kardeşlik bağını koruyun; çünkü sizin silah ve mühimmatınız budur."

Ömrünü islam için mücadeleye adayan, müslümanların kenetlenmesi için davasından vazgeçmeyen mısırlı şehid imam
hasan el benna, Mücahid Benna'ya Rahmet olsun.

Mücahid şehid imamdan son satır:

"Hatıralarım, burada son buluyor. Bizi gerçekleştirmeye muvaffak kıldığı şeyler dolayısıyla Allah'a hamd ve şükürler olsun ve efendimiz Muhammed'e O'nun âl ve ashabına, kıyamet Günü'ne kadar O'nun getirdiği dâvaya insanları çağıranlara da Allah'ın salât ve selâmı olsun."

- Hasan el benna
144 syf.
·Puan vermedi
Kitap 3 bölümden oluşuyor.
Birinci bölümde müslüman kadını şahsiyetini nasıl olması gerektiği
İkinci bölümde Müslüman kızın evinde ve evinin nasıl olması gerektiği ve en son Müslüman bir kızın cihadı anlatılıyor.
Bazen bazı kurrallar vardır insanın hayatında bunları yapman gerek yazılı çizili bir şey yoktur ama dine uygun olup olmadığı bile belli değil ama toplum yapıyosa seninde yapman gerekiyor görünürde. Çünkü herkes yapıyor herkes yapıyorsa o zaman ayıp değil ve günah değil deniyor sana. Kardeş sen önce dinini ve emirlerini öğren ve savunmanı güzelce yap ve dinine uymayan şeylere yapma. (kendim için söylüyorum bunu) görünürde bazen hiçbir şey iken aslını bilmediğimiz değerlendirmesini yapmadığımız bir sürü kararlar alıp uyguluyoruz. Dikkatli ve temkinli olalım. Allah istikamet ve güzel ahlak nasip etsin inşAllah.
Amin
160 syf.
·Puan vermedi
|hasanelbenna

“1906’da Mısır’da doğdu. İlk öğrenimini babasından aldı. Klasik medrese ve idadilerde okudu. Kur’an hıfzına çalıştı, sarf, nahiv, edebiyat dersleri aldı. İdadi yıllarında ve daha sonraları bazı cemiyetlerde görev üstlendi. Bu dönemde şeyh Abdülvehhab el-Hassâfi’ye intisap ederek, tasavvufa meyletti.
..
2. Dünya Savaşı sırasında İngilizler’in isteğiyle Hasan el-Bennâ ve arkadaşları birçok defa tutuklandı. 1945’te tekrar ömür boyu teşkilat başkanlığına seçilen Hasan el-Bennâ Mısır’daki sömürgeye son vermek için İngiltere’ye savaş ilan edince, hükümet İhvan üzerindeki baskıyı artırdı. Ancak İhvan gerilemedi; Yahudi göçü ve İsrail’in kurulması çalışmalarına karşı protesto gösterileri başlattı, cihad çağrısı yaptı. Bunun üzerine teşkilat, hükümet tarafından yasadışı ilan edildi ve 1949’da kapatıldı. Teşkilat üyeleri komşu ülkelere giderek hareketi orada canlandırmaya çalıştılar. Hasan el-Benna, Şubat 1949’da hükümetin göz yumduğu bir suikast sonucunda Kahire’de şehit edildi.”

/

İhvan-ı Müslimîn’in ideolojisi;
1-Davamız eskidir.
2-Metodumuz Hz.Peygamber’in metodudur.
3-Tasavvufçuyuz.
4-Siyasi bir cemiyetiz.
5-Sporcuyuz.
6-Kültürel ve ilmî bir cemiyetiz.
7-İktisadi bir şirketiz.
8-İctimaî bir fikir hareketiyiz.

İhvan hareketini tanımak istiyorsanız;
600 syf.
·Beğendi
Şehit el Benna'nın gerçekten okunması gereken ve dahi insanın hayatına tam anlamıyla tatbik etmesi gereken bir eseri. Hasan el Benna nın da dediği gibi Gayemiz Allah, Önderimiz Resulullah, Anayasamız Kur'an, Yolumuz Cihad, En Büyük Arzumuz Allah Yolunda Şehit Olmaktır..

Geceler Abid Gündüzleri Mücahid sahabe efendilerimize benzemek için okuyarak tatbik edilmesi gerek bir eser.
463 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Şehid Hasan el Benna, ne kadar anlatılsa da eksik kalacak olan büyük şahsiyetlerden. Geçimini saatçilikle sağlayan alim bir babanın oğlu. Dava adamlığına 12-13 yaşlarında başladığı söylenebilir. 20 yaşında Müslüman kardeşler cemiyetini kuruyor. 20 yaşında genç bir öğretmen olan Benna'nın çizgisi Kur'an ve Sünnet'ten ibaret. Bir İslam lideri olarak Benna'nın İslam davası, Allah rızası için yaptığı çalışmaları, bu çalışmalara engel olmak isteyenlerle olan mücadesi anlatılmakta.
Hasan el Benna, geceleri abid gündüzleri mücahid olan örnek alınması gereken şahsiyetlerden.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan el-Benna
Tam adı:
İmam Hasan b. Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ
Unvan:
Mısırlı Yazar ve Fikir Adamı
Doğum:
İskenderiye, Mısır, 14 Ekim 1906
Ölüm:
Kahire, Mısır, 12 Şubat 1949
İmam Hasan b. Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ Mısırlı siyasi ve dinsel önder. Müslüman Kardeşler adlı örgütün kurucusudur. Genç yaşta dinsel konulara büyük ilgi duymaya başladı. 1923'te Kahire'de dinsel ve toplumsal konularda geleneksel eğitim veren Darül-Ulum adlı öğretmen okuluna kaydoldu. 1927'de Arapça öğretmeni olarak Süveyş Kanalı yakınlarında bulunan İsmailiye'de bir ilkokula atandı. İngilizlerin ülkedeki ekonomik ve askeri varlığı açısından büyük önem taşıyan bu kentte, Müslümanları derinden sarsan olaylara tanık oldu. Mart 1928'de bir İngiliz kampında çalışan altı kişiyle birlikte İslamın ilkelerine geri dönüşü amaçlayan Müslüman Kardeşleri kurdu. 1930'larda kendi isteğiyle Kahire'deki bir okula atandı. II. Dünya Savaşı başladığında çok sayıda öğrenci, devlet memuru ve işçi Müslüman Kardeşlere üyeydi ve Örgüt Mısır toplumunun hemen bütün kesimlerini temsil eden bir önemli siyasi güç olmuştu. Örgüt üyelerinin birçoğu hükümetin ulusal çıkarlara ihanet ettiği görüşündeydi; Hasan el-Benna ise bir süre daha hükümeti destekleme taktiğine bağlı kalmaya çalıştı. Ama gerek kendisi, gerekse örgüt üyeleri yönetim açısından tehlikeli olmaya başlamıştı. Savaşı izleyen kargaşa ortamında el-Benna'nın sözünü geçiremediği örgüt üyelerinin adları, başta Başbakan en-Nukraşi'nin öldürülmesi olmak üzere (Aralık 1948), bir dizi suikast olayına karıştı. Hasan el-Benna Şubat 1949'da hükümetin göz yumduğu bir suikast sonucunda Kahirede öldürüldü. Hasan el-Benna Davetuna, Nahvün-Nur, Akidetuna, el-İhvanül Müslimun tahte Rayetül-Kuran, Muskilatuna fi daval Nizamil-İslam, Müzekkiratüd-Dava ved-Dai gibi yapıtlarında emperyalizme karşı ulusal bir hareket oluşturulmasını ve Müslüman ulusların İslam ilkelerine dayanan birliğini savundu. Ona göre Müslüman ulusların geri kalmasının nedeni din yolundan uzaklaşılmış olmasıydı.Kurtuluş, İslam öğretilerine geri dönerek sağlanabilirdi. Devlet İslam dini temelinde örgütlenmeli, İslam hukuku geçerli kılınmalıydı. Toplumun ahlakı ve eğitimi İslam ilkelerine göre yönlendirilmeli, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklere son verilmeliydi.Müslüman Kardeşler örgütünün amacı da bu programı gerçekleştirmekti. Mısır'ın çeşlitli, yörelerinde kurduğu okullar ve toplumsal hizmet kurumları aracılığıyla görüşlerini yaşama geçirmeye çalışan Hasan el-Benna'nın başlattığı hareket Arap dünyasını büyük ölçüde etkilemiştir.

Yazar istatistikleri

  • 589 okur beğendi.
  • 2.630 okur okudu.
  • 105 okur okuyor.
  • 1.571 okur okuyacak.
  • 58 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları