bilgi ve gerçeklik
• confirmation bias: sadece duymak istediğimiz bilgiyi görüp diğerlerini yok sayma eğilimi.
• haritanın bölge olmaması: dünyayı anlamak için kullandığımız modellerin asla gerçekliğin kendisi olmaması.
• simülasyon hipotezi: gerçekliğin belki de üst bir gerçeklikte çalıştırılan bir program olması ihtimali.
toplum ve güç mekanizmaları
• panoptikon etkisi: izleniyor olma hissinin davranışları kendiliğinden disipline etmesi.
• hegemonya: bir gücün, zor kullanmadan, kültürle toplumu şekillendirmesi.
• ağ toplumunun mimarisi: gücün artık merkezden değil, bağlantılardan doğması.
insan doğası
• tutarlılık yanılgısı: geçmiş kararlarımıza sadık kalma isteğimizin bizi yanlışta ısrar ettirmesi.
• statü oyunu: insanların farkında bile olmadan görünmez sınıflar ve semboller üzerinden rekabet etmesi.
• özdeşleşme etkisi: anlatılan hikâyelerde kendini görmeye başladığın anda duyguların yön değiştirmesi.
dil, semboller ve anlam
• metaforların düşünceyi şekillendirmesi: “zaman bir nehir” dediğinde zihnin davranışlarını bile değiştirmesi.
• çerçeveleme etkisi: bir cümlenin nasıl söylendiğinin, ne söylendiğinden daha etkili olması.
• göstergebilim: işaretlerin görünmez yapısını çözerek kültürü okumanın gizli anahtarı.
evrim ve insanlaşma
• bilişsel devrim: homo sapiens'in hayal gücü sayesinde devasa toplulukları organize edebilmesi.
• seksüel seçilim: zekâ ve sanatın bile biyolojik bir “etkileme oyunu”ndan doğmuş olabileceği düşüncesi.
• kültürel evrim: genetikten daha hızlı çalışan, davranışları nesilden nesile aktaran görünmez mekanizma.