İslami prensiplerden taviz verilerek yapılan çalışmalara Allah bereket vermez. Haremlik-selamlık ve mahremiyet prensiplerinden taviz verilerek yapılan işlerden bereket çıkmaz. Yoğunluktan dolayı sünnetlerin terk edildiği işlerden bereket çıkmaz. Gıybet ve dedikodu seanslarına dönüşen birlikteliklerden bereket çıkmaz. Hiçbir yoğunluk bizim sünnetleri ve İslami prensiplerimizi terk etmemize mazeret olamaz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dua, insanların kendini Rabbi ile bir arada hissettiği özel bir eylemi ifade etmektedir. Dua gönüllerde Allah ile iletişim kurabilmek, günlük işlerin yoğunluğunda hiçbir insan kulağının duyamayacağı, sokaktaki gürültülerin bastıramayacağı, kimsenin müdahale edemeyeceği şekilde gönüldeki arzuları Allah’a yöneltebilmektir. Dua kapılarının açılması, insanın yücelere doğru yükselmesidir. Zamanı ve mekanı olmayan, gönül kapılarının maneviyata açılımını temsil eden dua, insan varlığı için ontolojik bir ihtiyaçtır.
Birbirine örtü olmaya çalışan, birbirlerini eksikliklerinde tamamlama gayretinde olan, hata yapıldığında hataları örten,sevgiyle birbirine bağlı olan, evleri huzurla sarmalanan bir aile olabilmek çocuk eğitiminin ilk basamağını oluşturmaktadır.
"Çocuk, ana babası elinde emanettir. Kalbi kıymetli bir cevher gibi temizdir. Mum gibi her şekli alabilir. Bütün yazı ve şekillerden uzaktır. Temiz bir toprak gibi olup, hangi Tohum atılsa büyür. İyilik tohumu ekilirse din ve dünya saadetine kavuşur. Annesi babası ve öğretmeni sevabına ortak olur. Şayet fesat tohumu atılırsa helak olur, annesi, babası ve öğretmeni günahına ortak olur."