Aşk denilen bu illet ise yazarların sevmediği yıkıcı bir felakettir. Bunun lezzetinde bir zehir, saadetinde daima bir hicran vardır. Bunun insafsız, amansız pençeleri altında nice genç hayatlar harap olup gitmiştir.
Ruhlardaki tabii bir yakınlık, hayatta bir karşılık bulur. Karşınızdakinin ne istediğini, ne beklediğini size anlatır. Zaten yaratılış bakımından siz onun sevdiği, hoşlandığı şeylerden hoşlanır, onun sevmediğini de sevemezsiniz.
Onların varlıklarında bir benzerlik, bütün duygularında göze çarpan bir aynılık vardı. Bu ise ruhların kendiliğinden, ezeli bir tanışıklığı demek değil miydi?