Yıldız Keskin

Yıldız Keskin
@ssitare
öğretmen
Mardin
12 Temmuz
12 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Neden bazı duygular sanki hiç geçmeyecekmiş gibi veya çok uzun süre yaşarız? Bu duygular muhtemelen sürekli bir başka duygu, düşünce veya durum tarafından tetiklenerek döngüsel bir sekilde yaşanıyor olabilir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayatımızın sonuna yaklaştığımız da genellikle daha başarılı, daha zengin, daha güçlü olamadığımız için üzülmeyiz. Bizimle artık devam edemeyecek diğer yüzeysel hedeflerimize ulaşamadığımız için o kadar pişmanlık duymayız. Ancak, yakın ilişkilerimizi iyileştirmekle meşgul olmadığımız ve hayatımızın sıradan görünen süreçlerine daha fazla ihtimam etmediğimiz için pişmanlık duymamız daha muhtemeldir. Buna rağmen, hayatımıza gerçekten anlam katacak ve başkalarının iyiliğini de ilgilendirbilecek yakın insani ilişkilerimizi ve değerlerimizi nasıl olsa her zaman ulaşılabilir düşüncesiyle hep ertelemiş olabiliriz.
Bizi zorlayan düşüncelerle özdeşleşmek yerine onlara mesafe alınması veya onlardan kaçmak ve onları bastırmaya, yok etmeye, unutmaya çalışmaktansa ; onlarla mücadele etmeden onları fark etmek ve kabul etmektir.
Mindfulness'in eğer bir mottosu olsaydı o da "BU NEDIR?" olurdu. Çünkü "NEDEN" sorusunun cevabı bazı zamanlarda bizi yoran, düşünmek istemediğimiz, kalabalk zihnimizle mücadele etmekte yetersiz kalr. Oysa "Bu nedir?" sorusu mevcut düşünce ile özdeşleşmeden bizi sadece onu tanımlamaya yönlendirir.
Adrian Wells, düşüncelere karşı olan iki tutumdan bahseder: Odaklanmış tutum ve üstbilissel (gözlemci) tutum. Odaklanmış tutumda bahsedilen, bireylerin çogunlukla düşüncelerini ve inançların "iç olaylar" olarak görmekten ziyade gerçek doğrularmış gibi ele almalarıdır. Dolayısıyla düşünceleri ile aralarında bir mesafe yoktur. Ustbilişsel (gözlemci) tutumda ise bireyler düşüncelerini gözlemleyerek onlara zihinsel olaylar olarak bakarak, düşüncelerini ve inançlarını deneyimlerinden ayırabilirler. Düşüncelerimize bir gözlemci olarak bakabilmek, düşüncelerin sadece birer düşünce olduğunu ve dış gerçekliğin birebir aynısı olmayabileceğini fark ederek, onlarla aramıza mesafe koymamıza olanak verir.