Postmodern toplumda büyük bir muhalif kalkışmanın koşulları yoktur. Devletle doğrudan bir çatışmanin sonu yok olmaktır. Devletin silahları radikal azınlığın üzerine çevrilidir, ama bu azınlığın hedefleyebileceği somut bir iktidar yoktur. İktidar medyadır, TV'dir, simgesel ağ sistemidir, simülasyondur, sanallıktır. İktidarın her yerdeliği ve görünmezliği karşısında muhalefet de aynı niteliklere sahip olmalıdır.
Günümüzde tek bir iktidar vardır. O da küresel kapitalizmin iktidarıdır. Toplumcu
tarihsel hareket postmodern kapitalizm döneminde kendini yeniden
oluşturamamıştır.
1960'ların yeni sosyal hareketlerine baktığımızda, bunların postmodern
hizmet ve tüketim kapitalizminin yarattığı yeni mesleklerden ve toplumsal gruplardan gelen kişilerden oluştuğunu görürüz. Fabrika temelli işçi sınıfı muhalefetinin ve büyük politikanın gözden düşmesi, mikro politikanın, kimliksel, kültürel, yerel, etnik, cinsel siyasetin önem kazanması bu dönemde gerçekleşmiştir.
Geleneksel kültür ve yüksek kültürün zayıflamasına paralel olarak farklılıkları ticarileştirilmiş biçimlerde içine almaya hazır, esnek bir tüketim kültürü oluşuyor. Yeni postmodern kültür eski modern kültüre ait ana kültür - altkülür karşıtlığını ortadan kaldırıyor. Bu gelişmenin politik alandaki karşıtlığı ise mikro politika - makro politika karşıtlığının ortadan kalkması. Sonuçta kültür ve politika bir farklılaştırılma süreci içinde bireysel (tüketimsel) alanlara yöneliyor. "Postmodern demokratik devrime", "postmodern kültürel devrim" eşlik ediyor. Modern kapitalizmde kitlelerin zorlamalarına karşı direnen merkezi, dışlayıcı, otoriter siyasal ve kültürel yapı postmodern toplumda altkültürel siyasal talepleri tüketim alanına yönlendirip asimile eden, kültürel farklılıkları tüketimin ve ürünlerin farklılaştırılması yoluyla ticari bir kazanç aracına dönüştüren esnek bir yapıya dönüşüyor.
1950 sonrasında Batı'daki işçi sınıfı sisteme asimile olduğu için artık toplumu dönüştürücü bir dinamiği içinde barındırmıyor. 1950'lerde, 1960'larda ortaya çıkan yeni sosyal hareketler özel hayat alanlarından yola çıkan bir mikro politika temelinde kapitalizmin katı kurumsal yapılarını zorlayıp esnetiyorlar. Feminizm, ekoloji hareketi, gay hareketi, anti-militarist hareketler, vb. merkezi-otoriter yapıları politik denilebilecek bir düzeyde esnetirken var olan toplumsal değerlerden farklılıklarını çıkaran altkültür hareketleri de kültürel düzeyde benzer bir basınç yaratıyorlar sistem üzerinde.