YSH (yeni sosyal hareketler) toplumsal çatışmaların kültürel alana kaydığı postmodern toplumun ürünü. Kimlik, özerklik, farklılık, kendini gerçekleştirme gibi "post-materyalist" değerlere önem veriyorlar. Ama ütopyacı oldukları anlamına gelmiyor bu.
Üçüncü grubu ise iş piyasasının dışındakiler oluşturuyor, işsizler, öğrenciler, emekliler, ev kadınları, marjinal işlerde çalışanlar. Offe'nin de belirttiği gibi, bu varlıksız insanların zamanları esnek, yaşamları itibariyle otoriter dışlama, takip ve kontrol mekanizmalarının nispeten dışındalar. Hayatta başarı ve yükselme şansları az ve bu nedenle merkezi-otoriter kurumların patriarkal ve bürokratik yapısına karşı çıkıyorlar. Sonuç olarak YSH (yeni sosyal hareketler) farklı sınıflardan insanların, sınıfsızların, deklase olanların bir tür ittifakını oluşturuyor. Hiyerarşik, merkezi, bürokratik siyasal kurumlara, siyasal partilere, parlamenter hükümete, kamu bürokrasisine, çoğunluk oyuna karşı olan YSH alışılagelmiş siyasi pratiklerden hüsrana uğramış kişilerden oluşuyor. Offe'nin de belirttiği gibi YSH'nin örgütlenmeleri ademi merkeziyetçi ve enformel bir nitelik arz ediyor.
Modern kapitalizm döneminde devletin demokratikleştirilmesiyle sonuçlanan burjuva devrimleri temelde halkın gerçekleştirdiği devrimlerdi ve kriz dönemlerinde ortaya çıkmışlardı. Postmodern kapitalizm döneminde ise sistemi tehdit eden bir ekonomik ve sosyal kriz yoktur. Bunun ötesinde mevcut kurumsallığın içinde yer alan apolitik geniş bir toplumsal tüketiciler kesimi bürokratik iktidar yapılanmasıyla ciddi bir sorun yaşamamaktadır. Bu nedenle bir anlamda azınlığı oluşturan yeni toplumsal hareketlerin muhalefeti, var olan temsili, merkezi-bürokratik iktidarı sarsıcı bir dönüşüme uğratmayacaktır. Bununla birlikte postmodern kapitalizmin dinamikleri karşısında ağır ve hantal kalan devlet yapisi "taşımaktan yorgun düştüğü" iktidarın merkeziliğinden kısmen vazgeçerek iktidarını, kendi sosyal sisteminin yarattığı ve faydalandığı sivil toplum oluşumlarıyla, kendi kontrolü altında "paylaşmaya" yönelecektir.
Modern kapitalizmde bireysel özgürlük bireylerin yasalar karşısında eşitliğine dayalı bir özgürlüktü. Birey özgürlüğünü ait olduğu sinifin bir parçası olarak devlet katında temsil edilerek kullanıyordu. Postmodern kapitalizmde ise bireysel yaşamın, hizmet ürünlerinin aşırı tüketimine maruz kalmasına yol açan süreç aynı zamanda bu alandaki rahatsızlıklara ve taleplere doğrudan, kamusal, politik bir nitelik kazandırmış, bireyler ve sosyal gruplar artık eşitlik yerine farklılıklarını öne çıkarmaya başlamışlardır.
Sistemin ayrılmaz bir parçası güvenlik; hem sosyal güvenlik ve iş güvencesi anlamında, hem de radikalizmi engellemeyi amaçlayan bir toplumsal kontrol aracı olarak.