uğur

Patriarkal bir söylem egemen. Kadınlara, eşcinsellere, çevreye, çocuklara, hayvanlara, okula, tibba, aileye ilişkin sorunlar muhalif söylem içinde kayda değer bir gündem oluşturmuyorlar.
Reklam
Nesnellikten kurtulmuş duyguların, rastlaşmaların, sezgilerin, yoğunlukların özgür anarşisi. Her şeyin önünde sonunda ifadesini tüketimde bulduğu gündelik hayata ilişkin göstergelerin deşifre edilmesi, anlamlarının boşaltılması, hicvedilmesi, skandalize edilmesi. Tüketim ilişkilerinin oyunla, karşı simülasyonla bozulması, aksatılması. Her şeyin uyduğu konformist bir gündelik hayata karşı işlevsizliğin, bozgunculuğun, uygunsuzluğun anarşizan bir coşku ve yaratıcılıkla birleştirilmesi. Gündelik hayatın tüm parçalarının yadırgatıcı, yabancılaştırıcı efektler aracılığıyla eleştirel teşhiri. Göstergelerin ve değiş tokuşun geçiciliğinden farklı olarak anti-otoriter yoğunlukların tüketimsel kurumsallaşmaya imkân tanımayan, karşılıklı yardım ve dayanışma temelinde buluşmalarının geçiciliği. Yaşanıp unutulan bir geçicilik değil, ileride başka bir otonom alanda buluşma umudunu ve imkânını içinde taşıyan bir geçicilik. Kendini desantralizasyonla sınırlamayan, gündelik hayattaki her türlü iktidar, denetim, yönetim, otorite ve hiyerarşi ilişkisinin ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir anarşi.
Toplumsal olanın gündelik olan içinde eridiği postmodern toplumda gündelik hayatın eleştirisi, ister istemez toplumsal-politik yapıların eleştirisini de içerir. Nesnel sürecin, tüketimin standartlaştırıcı otoritesinin henüz hâkimiyet kuramadığı öznellik alanlarının, anti-kapitalist bir etik temelinde iletişime girmesi bu bağlamda önem kazanır. Gündeliğin içindeki nesnel olanın, paranın, mübadelenin, tüketimin payının azaltılması anti-otoriter bir öznelliğin oluşabilmesi için gerekli koşullardır.
Televizyon sayesinde dünyadaki her şey gündelik hayatın bir parçası olmuş durumda. Liderler bile kot pantolonlarıyla, aileleriyle, köpekleriyle birlikte göründükleri ekranda herkesin gündelik hayatına benzer görüntüler sergiliyorlar. Gündelik hayata ait her şey hafif, yadırganmayan, erişilebilir bir görüntü sergiliyor. Yaşamın "light" niteliği belirginlik kazandıkça sanal olana ve simülasyona geçiş hızlanıyor. Şeylerin ve ilişkilerin ağırlığı olmayan, uçucu işaretlere dönüştüğü bir dünyada gündelik hayatın reel zemini ortadan kalkıyor. Simüle edilmiş ortamlarda gerçekleşen günlük yaşam seyreltilmiş niteliğiyle bireydeki her tür aidiyet duygusunu ortadan kaldırıyor.
Gündelik hayat kamusal hayattan, devletten, ekonomiden, hukuksal yapıdan, bilimden, kültürden, sanattan, felsefeden oldukça net çizgilerle ayrılıyor.
Reklam