Doğanın gazaba gelmiş yanlarıyla çarpışmada, emirler yağdırıyor rüzgarlara: karaları denize savursunlar, köpüren dalgalara şahlanıp karaları sulara boğsun diye, dünya ya değişsin ya yok olsun istiyor, ak saçları yolunuyor, kudurmuş rüzgarlarsa kör bir öfkeyle, saçlarını saygısızca savuruyor, o küçücük varlığıyla, birbiriyle boğuşan yagmurla fırtınaya kafa tutmaya çalışıyor. Yavrusunun memelerini kuruttuğu ayı bile inene sindiği, aslanların, karınları kaburgalarına yapışmış kurtların bile postlarını kuru tuttukları böyle bir gecede o, baş açık oradan oraya koşuyor ve çaresiz bir kumarbaz gibi herşeye rest çekiyor.
Soytarı: İnsanın burnu niçin yüzünün tam ortasındadır, bil bakalım? Lear: ne bileyim. Soytarı: Burnunun her iki yanında gözü olsun da, kokusunu alamadığı şeyleri görsün diye...