“Bazen de sessizlik bilinçli bir seçimle değil zorunlu olarak ağırlığıyla doluyor hayatına.
Bazıları eksik başlamıştır,kendi kalesine gol atarak küskün kalmıştır.Bazıları sadece anılarıyla sessizce oyalanır.Bazılarının yazacak çok şeyi vardır ama yaşayacak mecali kalmamıştır.Bazıları anlatmaz boyuna yazar,dillendirmez,hüzünlenir.
Bazıları zorunlu olarak,mecburen sessizdir.Bazıları anlaşılma çabasından erken vazgeçmiştir.Bazısı yuvadan düşen acemi bir kuş gibi daha yeni eğitiyordur kanatlarını. Güçlenince şarkısını söyleyecek elbet. Her şeyin ve herkesin bir zamanı da var.
Her şeyle savaşamazsın,geri çekilmen gereken anlar da var. Deniz,kendi dalgasıyla meşguldür.Geri çekilmek vazgeçiş değil,gücünü toplama sanatıdır.Söz de böyledir.
Her söz enerji ister.Açıklamak,ikna etmek,haklı çıkmak…
Bazen cümleler çoğaldıkça içimiz kurur. Sessizlik ise onu yeşertir. Sessiz kalmak,yaşama sus payı bırakmaktadır. Karşındakine değil,önce kendine…”
Sayfa 48 - Özgür Bacakasız Her Şeyle Savaşamazsın·Kitabı okuyor
Nedense kendini mahcup hissediyordu. Konuştuğu için,ağlamaya çalışarak tıkanıp kaldığı için,yirmi yıldan sonra bile affedip unutamadığı için utanıyordu.Bu kadar çok sevdiği için.Yaşadıklarını atlatamadığı için.
“Aramızda bu gerginliği istemiyorum.İyi geçinmek istiyorum.Aile olmak istiyorum. Buraya dönmemin sebebi bu .”
Juliet daha fazla tutamadı. “Yirmi yıldır bir aile olmadın,Libby.Aileler daima oradadır.Aileler telefon eder ya da e-posta yollarlar.Aileler iyi ve kötü günlerini paylaşırlar.Günün birinde ansızın çıkıp gelmezler.”
Matthew’un gözleri simsiyah görünüyordu.
“Kızdın mı ?”
“Hayır,” dedi İsabella.”Sürekli doğru olanı yapmaktan yoruldum.Eğer öyle gerekiyorsa,neden benim olmayan bir şeyi almayayım?”