Büyük canilerin yaşamlarını olurken şaşırmamaya alışmıştım. Gündüz bir halkın tümünü kıyımdan geçiren katiller, akşam saksıdaki çiçeklerini suluyor, yuvasından düşen bir kuş için gözyaşı döküyordu.
İçimizde bir yerlerde bir şalter vardı: gereksinmeye göre bu şalter yüreğin akımını açıyor ya da kesiyordu.
Her şey mide ağrısıyla başlamıştı. Çevresindekiler "Bu mutsuzluğun sonucu. Kederler fazlalaşıp nereye gideceklerini bilemez olunca orada birikirler." diyorlardı.