Ket Hüda

Ket Hüda
@stabil_1
Şiir
Kalfa.
Lisansüstü
İstanbul
10 Mayıs 1994
6 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
şiir mevsimi gelmiştir yağmur onun habercisi kalemleri hazırlayın duygusal yolculuk başlıyor.
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Başlıksız...
İçimde mutlu eşikler dolu her nevi Ölümsüz çocuklar ve anılar Kimse gitmek istemez o günden Öyleyse can, bul tarihten bir kapı... Dillerim, haydi konuşun pervasız Bu coğrafyada kilit tutmaz cümleler Etimi lime lime sarsın gelecek Dokunmasın hayalime ve geçmişe Besbelli oluyor bir şey, Senden ve benden bağımsız Aya ve güneşe doğru koşar adım Defne yapraklı tencerem, ayran dolu sürahi İçimde mutlu eşikler dolu her nevi Ölümsüz şiirler ve sofralar Bembeyaz sabahlar karşılar bizi Bembeyaz... kar gibi... sımsıcak. Murat Safran
Şiir
ANLATMALIYIM Uykusuzum… Hafif bir günün döşeğinde yatmalıyım! Sabahında üşüyerek uyanmalı Demli ve dumanlı çaya şeker katmalıyım… Gecesine ay düşen bir köy bulun Çocukluğum, hayallerim… siz de olun Koşsam da bitiremediğim bu yolun Hevesimi kıran zorluklarını anlatmalıyım… Uykusuzum… Ses vermesin duvarlar, tavan akmasın Kapansın perdeler hiç kimse bakmasın Mümkünse yıldız bile o gece çıkmasın Üzerimdeki şu fersiz teni atmalıyım! Bir tek rüzgâra izin verin, yetişsin bana Yayılsın odamda dört bir yana Hiçbir şey düşünmeden, kana kana Gözlerimi geciken aydınlığa kapatmalıyım!
Şiir
Çocuklar!
Kış masalı yazmak istiyordum Yazamadım Buz tuttu mürekkep Çocukların çığlıklarını duydum Zaman da geçmedi Yerinde kaldı akrep Duygularımız mevsimden beter Üşüyor, ısınmıyor, çaresiz… Taş olsa taşın vicdanı sızlar Da, neden ortalık sessiz İnanıyorum elbet bir bahar Uçurtma hayali kuracaksınız Çocuklar, siz katılaşmış bizlerin Tam da önünde duracaksınız Murat Safran
Şiir
YÜZÜM... Bir demir gibi ağır yüzüm ve solgun ve paslı Yağmurun altında kalmış güvercin kadar hüzünlü ve yaslı Bakışlarım sorgulanmış, tutsak edilmiş ve zincirlenmiş Çekiç darbeleriyle soluğum kesilmiş ve perçinlenmiş Ruhumun ışığı sönük, kayboldu mahzenlerde Yıkık evler dolu içimde, odaları boş, duvarları lekeli Çok uygarlık gördüm ama, yaşayamadım uygarlığı Bir toz gibi yükseldim ve düştüm… Düştüm derinlere Ben bağırmadan konuşamam, konuşmadan yaşayamam Boşuna iplikle bağlama beni, ödüm kopuyor kopacak diye O hangi zincirdi, hani takmıştın yüreğime İşte o yüzden hiçbir sevdamı taşıyamadım mevsimlere Hep geride kalıyor, hep diz çöküyor, inciniyor bilesin… Bir demirden ağır yüzüm ve tedirgin ve üzgün Mütemadiyen susturulmuş bir dev kadar kızgın İçimde bir yeis var, sen hala anlamadın coşkumu Köpürdüm ırmaklar gibi, göz göz oldum, akamadım… Ben alev oldum ancak, cürmüm kadar yer yakamadım… Sana bir tunç kadar korkunç geldim, biliyorum Ama bilsen, kendimi yırtılmış defterlerden topladım Kendimi buhardan geriye kalan tuzun içinde buldum Çoğu zaman en dipte kalan ve yanmayan kömür tozuydum Çuval oldum, çul oldum ancak bağırmadan konuşamadım…
Şiir