1000Kitap Logosu

Star Gazetesi

Hilalin ortasında şimdi Pera Müzesi'ne dönüştürülmüş, eski Bristol Oteli'ni görüyoruz. Bristol Oteli Rum mimar Manoussos tarafından yapılmış ve 1896'da hizmete açılmıştı. Ernest Hemingway 1919'da Toronto Star gazetesi tarafından İstanbul'a gönderildiğinde burada konaklamıştı. Bina özgün halinde beş katlıymış, sonradan iki kat daha çıkılmış. Neo-klasik tarzda tasarlanan binada, iki büyük Korint tarzı sütun çiftinin çerçevelediği balkonun alınlığı bir çift heykel-sütun ile destekleniyor. Yakın zaman önce çok iyi bir restorasyondan geçirilerek Pera Müzesi'ne dönüştürüldü.
John Freely
Sayfa 161 - pera müzesi bristol otel ve hemingway
4
Temel ATALAY
bir alıntı ekledi.
Aşağılık kompleksi: En büyük düşmanımız işte budur. Hemen bir gazete haberinden örnek verelim: “Onlar geleceğin Einstein, Beethoven, Shakespeareleri… 3 yaşında okuma öğreniyor, 4 işlemi zihinden yapıyor, doğadaki sesleri notaya çevirebiliyor. Onlar Türkiye’nin geleceğini inşa etmeye hazırlanıyor.” (Star Gazetesi, 1 Ocak 2011) Habere göre Türkiye’nin geleceğinde Einsteinlar, Beethovenlar ve Shakespeareler olacakmış. Sayılan isimlerin Türkçe telaffuzları bile verilmemiş. Yazıda kendi büyük bilim, müzik ve edebiyat adamlarımızın esâmesi bile okunmuyor. Geleceğin İbn Sînâları, Dede Efendileri, Cemil Meriçleri demiyoruz. Başkalarının isimlerini ideal olarak belirleyen bir ülkenin hiç kendi isimleri ortaya çıkabilir mi?
1
F.  E.  Y.
bir alıntı ekledi.
Aşağılık kompleksi: En büyük düşmanımız işte budur. Hemen bir gazete haberinden örnek verelim: “Onlar geleceğin Einstein, Beethoven, Shakespeareleri… 3 yaşında okuma öğreniyor, 4 işlemi zihinden yapıyor, doğadaki sesleri notaya çevirebiliyor. Onlar Türkiye’nin geleceğini inşa etmeye hazırlanıyor.” (Star Gazetesi, 1 Ocak 2011) Habere göre Türkiye’nin geleceğinde Einsteinlar, Beethovenlar ve Shakespeareler olacakmış. Sayılan isimlerin Türkçe telaffuzları bile verilmemiş. Yazıda kendi büyük bilim, müzik ve edebiyat adamlarımızın esâmesi bile okunmuyor. Geleceğin İbn Sînâları, Dede Efendileri, Cemil Meriçleri demiyoruz. Başkalarının isimlerini ideal olarak belirleyen bir ülkenin hiç kendi isimleri ortaya çıkabilir mi?
6
Üzerinizden bir tank geçse ne olur? Daha zoru, iki tank geçse?
15 Temmuz gazisi Sabri Ünal o gece sağ çıkmayı başardı. Birinciden hasarsız kurtuldu ama ikincinin paletleri kol ve bacağına denk geldi. Uzun süre hastanede yattı ve hayata döndü. Sembollerden biriydi. Yolda karşılaşsanız "bir yerden tanıyorum" diyecek kadar televizyonlarda, gazetelerde gördünüz onu. Cumhurbaşkanı, kürsüye çıkarıp alnından öpmüştü. Gelin görün ki, yazdıklarından sonra ise belki "hain" ilan edilecekti. AKP Sözcüsü Ömer Çelik çıkıp 15 Temmuz mağdurları için toplananlara "vatandaşlarımızın yaptığı cüzi bir yardım" ifadelerini kullanmıştı. Sabri Ünal ise ona "milletin 15 Temmuz şehitleri için topladığı yardıma 'cüzi' diyerek hakaret ettiğinizin de farkında mısınız" diye yanıt vermiş ve "yemin ediyorum AK Parti'ye benden oy alamayacaksınız" demişti. "Siz gevezelik yaparken biz ameliyattaydık" hatırlatmasında bulunan Ünal, "15 Temmuz madalyasını da alın kendinize takin" diyerek meydan okuyordu. Bir hafta sonra ise dediğini yaptı. Gazi kimliğini, gazi madalyasını, seyahat kartını iade etti. Kendisine sağlanan tüm ayrıcalıkları reddediyor, "15 Temmuz gecesi sokağa fırlamak kendi aptallığımdı" diyordu. Dil kursu parasını ödeyemeyince madalyasını rehin veren bir gaziye, kendisini 'aptal' gibi hissettiren ve öfkelendiren neydi? O sorunun da yanıtı vardı: "Zaman gazetesi imtiyaz sahibini FETÖ'cü bulmayan devlet..." Gazilikten istifa eden Gazi Ünal'ın dolan bardağını taşıran, öyle anlaşılıyor ki, Fettah Tamince hakkında "kovuşturmaya yer yok kararı" verilmesiydi. Nasıl taşırmasın? Fethullahçılarla çocukluktan tanışan, Pensilvanya'ya defalarca Gülen'i ziyarete giden, FETÖ'nün çağrısıyla açtığı üniversitesi ve vakfı 15 Temmuz'un ardından kapatılan, AKP-FETÖ kavgasının ardından Star gazetesini elden çıkarıp Zaman gazetesine ortak olan Tamince'nin yargıdan "tertemiz" çıkması herkesi şaşırtmıştı.
1
Ömür Berat ÇALIK
Madalyonun Arka Yüzü'ü inceledi.
408 syf.
·
4 günde
·
8/10 puan
Madalyonun Arka Yüzü
Cemil Koçak, Tek Parti dönemi üzerine yıllarca arşiv araştırması yapmış ve her biri çokça hacimli eserler kaleme almış bir tarihçi. Dışarıdan bakınca döneme karşı çokça muhalif biri olara görülebilir fakat diğer kitaplarında da okuduğum gibi bana göre belge gölgesinde yazan bir kişi. Bence Tek Parti dönemi üzerinde Türkiye'deki otoriter isim de diyebiliriz. Kitaba gelecek olursak; iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Osmanlı'nın son yıllarına ayrılmış ve bu bölümde 11 tane yazı var. Genelde I.Dünya Savaşı ve Çanakkale üzerine yazılar. İkinci bölümde ise Cumhuriyet ve CHP hakkında 50 tanr yazı var. Bu yazılar Koçak'ın daha önce Star Gazetesi'nde yazmış olduğu yazılar. Yazıların çoğu kısa denilebilecek şekilde. Görsel olarak zenginleştirilmiş. Ya bahsedilen kişiler veya yerler hakkında görsel mevcut ya da (en önemlisi) bahsi geçen konuyla alakali belgelerin fotoğrafları var. Konular çok farklı alanlarda. Bu yüzden hem konular arası geçişler kitabın okunuşunu hızlandırıyor (bana göre) hem de anlama yönünde fayda sağlıyor. Çok değişik ve ilgi çekici konulara değinilmiş. Bazı yazı sonlarında ise konuyla alakalı okuma önerilerinde bulunulmuş. Bu da mevcut konuyu daha iyi anlmak açısından araştırmaya yönlendiriyor okuyucuyu. Ben beğendim.
Madalyonun Arka Yüzü
Okuyacaklarıma Ekle
13