Acaba bunlar olduktan sonra da hâlâ kendisine sanatçı diyebilir miydi, yoksa tüm hayatı boyunca taşları yan yana dizen bir amele gibi renkleri güçlükle bir araya getiren iyi bir zanaatkâr mıydı sadece?
Yukarıya kadar tırmanıp cesurca son adımı atarken birdenbire yanlış yola girdiğini düşünüp korkuya kapılmak, ileriye doğru birkaç kolay adım atacak gücü kaybetmek kadar korkunç bir şey yoktur hayatta.
Hayatımız, bizi bir araya getiren ya da ayıran dış olaylardan daha derin bir akış sahiptir; hayatın derin büyüsü sadece duygulara ulaşabilir, biz onu yönettiğimize inansak da duyulara ya da kadere hükmedemeyiz.