Bizim çektiğimiz acıyı gerçekte kimse bilmiyor. Bir gün büyüyüp de geriye dönüp baktığımızda tüm bu acı ve kederlerin ne kadar saçma olduğunu hayal meyal hatırlayacağız belki de.
Neden yalnız kendimizle tatmin olup, ömür boyu yalnız kendimizi sevemiyoruz ki? İçgüdünün, şimdiye kadar olan duygularımı, mantığımı yiyip bitirişini izlemek acınası bir durum. Biraz olsun kendimi kaybetsem hemen arkasından hayal kırıklığına uğruyorum.
Okulda verilen ahlaki eğitimle, dünyanın kuralları arasında bir uçurum olduğunu büyüdükçe daha iyi anladım. Okulda öğretilen ahlaki değerlere sıkı sıkıya bağlı kalan biri alay konusu olur.
Üzerimden gitmeyen bu sinir bozucu sıcaklığa dayanamıyorum. Ne olursa olsun bir şeyler yapmam gerektiğinin farkındayım ama ne yaparsam gerçekte kim olduğumun ayırdına varabilirim ki? Bugüne kadarki özeleştirilerimin hiçbir anlamı olmadığını düşünüyorum. Çünkü ne zaman hoş olmayan bir yönümü fark edip özeleştiriye başlasam eleştirdiğim tarafım yavaş yavaş hoşuma gitmeye başlıyor. Kaş yapayım derken göz çıkar- manın manası yok sonucuna varıyorum. Böylece ortada bir eleştiri meleştiri de kalmıyor. Bu konuya hiç kafa yormasam kendime daha fazla yararım dokunacak.