Küçük kız ve annesi, saatlerce ve günlerce çalışıp da karınlarını dahi doyuramayacak durumdaysalar, hırsızlıktan başka başvurabilecekleri hangi yol var?
Yargıç sorgusunda: “Peki, parasını çaldığın kadından niye yiyecek bir şey istemedin?” dedi. Sonra ise şöyle sürdürdü sorusunu: “İstediğin yiyeceği verirdi sanırım.”Çocuk kısa bir yanıt verdi: “O zaman da dilencilik yaptığım için hapse atılacaktım!”
Ne biçim bir yasaydı bu? Yasaya göre, gece boyu dışarıda uyumak yasaktı. İnsanlar kapı aralıklarından kovalanır, sokaklarda itelenir, zavallılara rahat verilmez. Ama güneşin doğuşuyla işler birden değişiverir. Parklar açıldıktan sonra, yoksulların uyumasına kimse karışmaz. Eğer, varılmak istenen şey yoksulların uyutulmamasıysa, sabahın beşi olduktan sonra buna niye karışılmaz. Yok eğer uyumaya karşı bir tavır yoksa, bu işlem niye geceleri yasaktır?
Paranın ve mülkiyetin esas alındığı ve onlar üstüne düzenin yapılandığı ülkelerde, sıralama olarak mülkiyet her şeyin önündedir, böylesi bir düzenin hâkim olduğu ülkelerde, mülkiyete karşı işlenen suçlar, insana karşı işlenen suçlardan daha ağır bir cezayı gerektirir. Örnek verecek olursak; karısını korkunç bir şekilde döven, vücuduna büyük hasarlar veren bir kişi, parası olmaması nedeniyle geceyi dışarıda geçirmek zorunda kalan insandan daha az bir cezaya çarptırılır. Birkaç elma çalan bir çocuk, yoldan geçen yaşlı birini öldüresiye döven bir gençten daha ağır bir cezayla yüz yüzedir. İşim var diyerek, yalan beyanda bulunup, oda kiralayan genç bir kız, ağır suç işlemiştir, aynı genç kız Piccadilly’de fahişelik yapsa, yani etini pazarlasa, polis ona herhangi bir müdahalede bulunmaz ve kız da bu yoldan kazandığı parayla kendisine geceyi geçirecek bir yer bulur.