seher Şahin

Zengin ve fakirin eşit bir şekilde yer aldıkları bu okul sıralarında ne kadar süslü ve kürklü hanım kızların üst taraflarında ne kadar çorapsız ve hırkasız fakirler bulunuyordu. Evet! Çoğunlukla o fakirler, sınıflarının üstün öğrencilerinden oluyordu. Çünkü onlar öğretmen olmak, ekmeklerini kazanmak azim ve gayretiyle çalışıyorlar. Berikiler ise bilgi öğrenmiş ve bu süsle de süslenmiş olmak üzere okula verilmişlerdi. Bunların çoğu ebeveyninden aferin almak için çalışıyorlardı. İçlerinde ancak bilgi edinmenin kıymetini bilenler ve ilimle süslenme hevesinde olanlar biraz fazlaca çalışıyorlardı. Ebeveynin zoruyla çalışanlara hocaların da sürekli teşvik ve baskısı gerekiyordu. Lakin geçim parasını sağlamak amacıyla çalışanlara öyle şeyler gerekmiyordu. Onlar çalışıyorlardı. Çalışıyorlardı ..
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aynlık kuvvetli aşklan büyütür, hasta planlan büsbütün öldürür...
Annemin hayatımda ve kalbimde bu kadar büyük bir yer tuttuğunu şimdiye kadar anlamamıştım. Onun öldüğünü, “Seydiköy”ün ihtimal alâmetsiz taşsız bir mezarında çürüyüp toprak olduğunu biliyordum. Fakat aklınım bildiği bu hakikate gönlüm bir türlü inanmak istemiyordu. İçimden öyle geliyordu ki annem nahif omuzlarında yün atkısı; yorgun, hasta çehresine bir genç kız yüzü halâveti veren masum mavi gözleri bir teli bile ağarmamış koyu kumral saçlarıyla çardakların alımda yavaş yavaş geziniyor, akşam üstleri bağ kapısının önünde, her zamanki yerinde beni bekliyor... Zavallı kadın bir gün benim yüzümden gülmedi. Onu hırçın bir perestişle seviyordum. Bunu inkar edemem. Fena kalpli bir çocuk da değildim. Böyle olduğu halde onu üzmekte daima garip bir zevk buldum. Küskün ve münzevi gençliğimin bütün ıstıraplarından annemi mesul tuttum. Çok mağrurdum. Kalbimin yaralarını başkalanndan saklıyordum. Fakat anneme kendimi olduğumdan daha bedbaht göstermek hoşuma gidiyordu. Onun benim için gizli gizli ağlamaktan kızararak, uykusuz kalmaktan mahmurlaşmış gözlerini görmekte bir vahşî lezzet buluyordum.
Bu sevda kalbin sevdası değil dudakların sevdası... Birkaç damla gözyaşını ıstırap mı sayacağız.
Bir şeye alakadar olması için onu kaybetmesi, bir şeyi sevmesi için ondan ümit kesmesi lazımdır.