s

s
@startwiths
anladım, anlamam her şeyin sonunu getirdi.
Geçmişte kalan birini düşünmek gerçekten mümkün müdür? Birbirimizi sevdiğimiz sürece en önemsiz anların, en hafif acıların bile bizden kopup geride kalmasına göz yummamıştık. Sesleri, kokuları, gün ışığının nüanslarını, hatta birbirimize açıklamadığımız düşünceleri bile alıp götürmüştük, böylece canlılıklarını yitirmediler: Bugün dahi bize acı ya da sevinç veriyorlar. Bir anı değil; söndürülemez ve yakıcı bir aşk, geriye çekilmek, gölgeye ya da bir kuytuya sığınmak imkânsız.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yüzünü kurtarmak için aynaların önünde sabırla savaşıyor olmalı: Bunu gösteriş ya da yaşlanmaktan korktuğu için yapmaz, nasılsa öyle kalmak, değişmemek ister o.
Yeryüzünde, serüven duygusu kadar bağlı olduğum başka bir şey yok belki. Ama bu duygu istediği zaman geliyor, sonra hemen kaçıp gidiyor. Gittiği zaman nasıl bomboş kalıyorum! Yoksa hayatımı yok yere harcadığımı anlatmak için mi bana bu kısa ve alaycı ziyaretlerde bulunuyor?
Hiçbir şey değişmedi fakat yine de her şey başka bir biçimde var olup gidiyor. Anlatamıyorum. Bulantı'ya benziyor bu, ama aynı zamanda tam tersi: Sonunda başımdan bir serüven geçiyor. Kendimi sorguya çekince bunun, kendim olmaklığım ve burada bulunmaklığım olduğunu görüyorum. Geceyi yarıp geçen ben'im.
Pazar günü ağızlarında bir kül tadı bırakarak sona eriyor ve şimdiden pazartesiyi düşünüyorlar. Ama benim için ne pazartesi ne de pazar var: Benim payıma düşen düzensiz bir biçimde geçip giden günler ve bunun gibi bir anda ortaya çıkıveren parıltılar.