Şunu düşündüm: En bayağı olayın bir serüvene dönüşmesi için onu anlatmaya koyulmanız gerekir, bu yeterlidir. İnsanları aldatan da bu zaten: İnsan hikâyecilikten kurtulamaz, kendi hikayeleri ve başkalarının hikâyeleri arasında yaşar; başına gelen her şeyi hikâyelerin arasından görür, hayatını anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır. Ama yaşamayı ya da anlatmayı seçmek gerek.
Hayatımdaki anların, hatırlanan bir hayatın anları gibi birbirini izlemesini istemiştim. Böylece zamanı kuyruğundan yakalamaya çalışmaya da değebilirdi.