sürgünler, katliamlar, zorunlu çalıştırma ve kölelik, kapitalizmin altın ya da elmas rezervlerini artırmak, zenginliğini ve iktidarını kurmak için kullandığı yöntemlerdi.
şiddet bireysel düzeyde arındırıcı bir güçtür. sömürge insanını aşağılık kompleksinden, umutsuz ve pasiflikten kurtarır; ona cesaretini ve özgüvenini yeniden kazandırır. silahlı mücadele sembolik olsa ve hızlı bir dekolonizasyonla dağılmış olsa bile, halk, kurtuluşun herkesin ve her bir kişinin işi olduğunu ve liderlerin özel bir meziyeti olmadığını görecek zamana sahip olur. şiddet, halkı lider düzeyine çıkarır. genç hükümetlerin hemen yerleştirmeye çalıştığı protokol sistemine güvensizlikleri de buradan kaynaklanır. kitleler, ulusal kurtuluşu sağlamak için şiddet yöntemleri kullandıklarında, kimsenin kendisini "kurtarıcı" olarak göstermesine izin vermezler. eylemlerinin sonuçları karşısında kıskançtırlar ve geleceklerini, kaderlerini, kanlı canlı bir tanrının ellerine teslim etmemeye dikkat ederler.
Sayfa 88 - Kürtler de bu bilince sahip olabilseydi şayet, şu anda bambaşka bir konumda olabilirlerdi. mahabat cumhuriyetinin yıkılması ve sonrasında emperyalistlerin oyunları sonucunda oyun dışı kalmaları belki de anavatanlarını kanlı canlı bir tanrının eline teslim
sömürgecinin işi, sömürgeleştirilmiş halkın özgürlük hayallerini bile olanaksız kılmaktır. sömürülenin işi de, olası bütün yöntemlerle sömürgeciyi yok etmeyi düşlemektir.
"bütün yerliler aynıdır" sözüne, sömürge insanı "bütün sömürgeciler aynıdır." diye yanıt verir. sömürge insanı işkence gördüğünde, karısı öldürüldüğünde ya da tecavüze uğradığında kimseye şikâyet etmez. ezenlerin yetkilileri istedikleri kadar araştırma soruşturma komisyonları kursunlar; sömürge insanının gözünde bu komisyonların varlığı da yokluğu da birdir.