sömürgecinin işi, sömürgeleştirilmiş halkın özgürlük hayallerini bile olanaksız kılmaktır. sömürülenin işi de, olası bütün yöntemlerle sömürgeciyi yok etmeyi düşlemektir.
"bütün yerliler aynıdır" sözüne, sömürge insanı "bütün sömürgeciler aynıdır." diye yanıt verir. sömürge insanı işkence gördüğünde, karısı öldürüldüğünde ya da tecavüze uğradığında kimseye şikâyet etmez. ezenlerin yetkilileri istedikleri kadar araştırma soruşturma komisyonları kursunlar; sömürge insanının gözünde bu komisyonların varlığı da yokluğu da birdir.
onlara göre, sömürge baskısını şiddet yoluyla kırmaya yönelik her girişimin umutsuz bir çaba, bir intihar eylemi olduğuna kuşku yoktur. çünkü sömürgecilerin tanklarının ve avcı uçaklarının zihinlerindeki yeri büyüktür. onlara "harekete geçmeliyiz!" dendiğinde, üzerlerine yağdırılan bombalar, yollarda hızla ilerleyen tanklar, mermi yağmuru, polis akıllarına gelir - kıpırdamadan kalırlar.
milliyetçi partilerin yürüttüğü propagandada köylülük sistematik olarak dışarıda tutulur. oysa sömürge ülkelerde yalnızca köylülerin devrimci olduğu açıktır. köylünün kaybedeceği hiçbir şey yoktur, ama kazanacağı çok şey vardır. köylüler, sınıf düşmüş kişiler ve açlar, yalnızca şiddetin kendilerine yardımcı olabileceğini çabucak keşfeder. onlara göre asla uzlaşma olmaz, hiçbir taviz verilmez. ya sömürge olunur ya kurtulunur: bu yalnızca bir güç ilişkisidir. sömürülen, kurtuluşunun var olan bütün araçların kullanılması gerektiğini kavrar; bu araçlardan ilki de şiddettir.
Sayfa 61 - sömürgecilik ne düşünen bir makine ne de muhakeme yeteneği olan bir bedendir. sömürgecilik çıplak şiddettir ve ancak daha büyük bir şiddetle karşılaştığında boyun eğer.