Gökhan Atış

Gökhan Atış
@strongwings
1979'da İstanbul'da doğdum. 32. yaşıma dek dünyayı gerçek bir yer sandım. 33. yaşımda algılarım değişti. Artık dünyanın bir rüya olduğunu bizzat görmüş biri olarak yaşıyorum. Bu sitede 2 romanım var.
Yazarlık, şifaya kolaylaştırıcılık, ruhsal rehberlik
Denizcilik Fakültesi Güverte Bölümü Mezunu
Goa - Hindistan
İstanbul, 24 Eylül 1979
57 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
Son ağaç kesildiğinde, son nehir zehirlendiğinde,...
Cherokee: Kuzey Amerika’nın yerli halklarından biridir Medicine Man / Şaman: Kabile içinde doğa ruhlarıyla bağlantı kurabilen, hem fiziksel hem ruhsal düzeyde şifa veren kutsal kişi. Gökkuşağı Savaşçıları (Rainbow Warriors): Çok eski bir Amerikan yerlisi kehanetidir. Kehanete göre, insanlık dünyayı ve doğayı yok oluşun eşiğine getirdikten sonra, içsel olarak uyanan bir grup ruh -“Gökkuşağı Savaşçıları”- ortaya çıkacak; birlik bilincini hatırlatarak toplu bilincin uyanışına ve dünyanın şifalanmasına hizmetkârlık edecektir. Kızıl Yol (Red Road): Amerikan yerli halklarının öğretilerinde geçen ve ruhsal uyanış, doğayla uyum, şefkat ve hizmet temelli bir yaşam yolunu simgeleyen kutsal yönelim. “Büyük Ruh”a (Tanrı’ya) ulaşma niyetiyle yürünmesi gere￾ken en doğru, en hayırlı dünya yoludur. Yolu gidenler sadece kendileri için değil, tüm canlılar ve gezegen için şifa ve bütünlük arayışındadır. Kızıl, hem ataların kanını hem de toprağın kutsallığını temsil eder.
Sayfa 212·Kitabı okudu
Reklam
Okyanusun ortasında...
Uzun ve sessiz geçen bir gece vardiyasının sonunda, kamarasına dönmeden evvel e-posta kutusunu kontrol etti. Kutuda, “Hayatını değiştirecek” başlıklı tek bir mesaj duruyordu.
Sayfa 210·Kitabı okudu
Alıntı
Ben Kimim?
Sırtüstü yatıyor, iki elini göğsünde birleştiriyor ve ruhuyla yüksek sesle konuşuyordu. Onun ışığının her yanını sardı- ğını, O’nun huzurunda bulunduğunu hissederek gözleri kapalı konuşuyordu. “Ben kimim? Gerçekten kimim? Ne yapmamı istiyorsun? Nereye gitmemi istiyorsun?”
Sayfa 207·Kitabı okudu
Alıntı
kendi evreni olmak...
"Kenarında durmaya çalıştığı tüm çemberleri bırakıp kendi evreni olma zamanı geliyordu."
Sayfa 208·Kitabı okudu
Alıntı
Ne dışındasındır çemberin ne de...
Kimileri de Yeni Türkü’nün şarkısında söylediği gibi… Ne çemberin içinde kalmıştır, ne de dışında yer almıştır. Genelin kabul ettiğine uymuş gibi yaparak, onun kenarında yaşamış; gözleri, kulakları, tüm algılarıyla dışarıda hakikati aramıştır. Felsefe okumaları bile o dışarıdaki arayıştır. İçsel bir acı, derin bir ait olmama hissiyle büyümüşlerdir. Uyum sağlıyormuş gibi görünmüş ama ne ailelerinin ne de toplumun tam istediği forma girebilmişlerdir. Çemberin içindekiler, bazen onları kara koyunlar olarak görmüştür; katlanılabilir, pek de önemsenmesi gerekmeyen tuhaflıklar… Birer doğa anomalisi gibi. Dışarıdaki arayışları, içlerine dönüp sessizliğe evrilene dek, arafa benzeyen o çember kıyısındaki deneyim sürecektir. Onlar o güne dek kendilerini ailelerinin ne tam içinde ne tam dışında görmüştür. Kendilerini toplumun ne tam içinde ne tam dışında görmüşlerdir. Uyum sağlıyormuş gibi kenarda durmuş, bir mucizenin kendilerine yol göstermesini beklerken, içlerinden “Takımınız da sizin olsun. Örfünüz de, paranız da, milliyetiniz de… Dünya bile sizin olsun; ben hiçbirine ait değilim.” diye direnmişler ama nereye, neye, hangi kabileye ait olduklarını da hiç bilememişlerdir. Ta ki uyanana kadar...
Sayfa 207·Kitabı okudu
Alıntı