Düşünen durmalı ki düşünme harekete geçebilsin, bilinenlerden bilinmeyenlere doğru yürüyebilsin; nesneleri bulsun ve sıralasın; dilerse parçadan bütüne, dilerse bütünden parçaya, dilerse parçalardan parçalara doğru hareket etsin ama her halükârda hareketini sürdürsün.
Demek ki insan, sıfatları itibariyle değil, zatı/özü itibariyle de lakidir; varoluşunun nitelikleri bakımından değil, bizzat varoluşu bakımından da başkasına muhtaçtır.