Mustafa

Mustafa
Hepimiz öyleyiz işte. Bütün iyilikleri, bütün dostlukları, tulumba gibi emeriz. Sonra dostluklar, iylilikler de kuyular misali kurur. İşte o zaman başlar pandomina, kocaman dedikodu.
Sayfa 118
Reklam
Bu şehirde düşünülemez. Düşünmek iyi değil, sıhhate muzurdur. Allah'ı bile düşünemezsin. Düşündün müydü karşına onun namına iğrenç mecmualar, nefesleri yırtık para kokan şairler, ölü bekleyen imamlar çıkar. Avaidini isterler.
Sayfa 117 - SÖYLENDİM DURDUM
Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, iki yüzlülüğün kaynaştığı bir şehir. İyi insanları yok mu? Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere? Neredeler?
Sayfa 117 - SÖYLENDİM DURDUM
Eski çılgınlıklar nerede? Nerede o, birdenbire bir genç kız elinden, bir genç kız rüzgârından sararma, o yürek çarpıntısı?
Sayfa 97 - Bir İlkbahar Hikâyesi
Oturmalı, okumalı. Hep aşk hikâyeleri okumalı. İnsanların birbirini sevmeye buradan başladığını sanmalı. Kapanmalı yalnız kendi kendimizi düşünen varlığımıza, hayatımıza. Dışarıya burnunu bile uzatmamalı.
Sayfa 89 - Kış Akşamı, Maşa ve Sandalye
Reklam