“Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hale getirilmiştir. Böylesi bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla, üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı kalma korkusuyla doluyken yaşama şansına bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?”
“Nasıl ki çağdaş yoğun üretimde malların standartlaştırılması bir gereklilikse, sosyal süreçte de insaların standartlaştırılması öyle bir gerekliliktir. Ve bu işe ‘eşitlik’ denmektedir.”